Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 10 Aralık 2015

SPORTING LIZBON
31
BEŞİKTAŞ

UEFA Avrupa Ligi H Grubu'ndaki altıncı ve son maçında Sporting Lizbon'a konuk olan Beşiktaş, rakibine 3-1 yenilerek Avrupa kupalarına veda etti. Son karşılaşmaya grubun lideri olarak çıkan Kara Kartal, tur kapısını araladığı bir gecede yalnızca birkaç dakika içerisinde her şeyi kaybetti.

Dün gece seksenli yıllardan kalma Avrupa kupası travmalarına küçük bir geri dönüş yaptım. O yıllarda çocuk olan ben, Beşiktaş'ın Avrupa'ya veda ettiği maçların ardından bazen sabaha kadar aynı mücadeleyi rüyamda görürdüm. Şimdi zihnimi meşgul eden çok daha önemli meseleler olduğundan o eski kâbuslar geri dönmedi ama maçı izlerken çocukluğumda hissettiğim o duyguyu yeniden hatırladığımı söyleyebilirim.

İlk yarıda Sporting Lizbon'a pek göz açtırmayan, İstanbul'daki karşılaşmanın aksine oyuna çok daha fazla hükmeden bir Beşiktaş vardı sahada. Dakikalar ilerledikçe turu geçeceğimize olan inancım da artıyordu. Sporting sanki Beşiktaş'ın üstünlüğünü kabullenmiş gibiydi. En azından Kara Kartal kadar iştahlı görünmüyordu. İstanbul'da oynadıkları futbolu gördükten sonra bu takımı deplasmanda geçmenin ne kadar zor olacağını düşünmüştüm. Oysa şimdi karşılarında son derece özgüvenli bir Beşiktaş vardı.

Ataklarımız arka arkaya geliyor, özellikle Olcay sık sık ön plana çıkıyordu. Girdiğimiz net pozisyonlar heyecanımı daha da artırdı. Takımın oyununa baktıkça içimdeki ses aynı şeyi söylemeye başlamıştı: Bu iş bu gece bitecek.

İkinci yarıda tempo daha da yükseldi. Sporting zaman zaman tehlikeli hücumlar geliştirse de bunlar maçtan önce korktuğum türden ataklar değildi. Artık tur konusunda neredeyse tamamen ikna olmuştum.

Sonra sahneye İsmail çıktı. Gerçi İsmail bu maçta sahneden pek inmedi. Kazandığı topu çok güzel bir pasla Quaresma'ya aktardı. Quaresma da sağ kanattan beklediğimiz o sağ ayak dışı vuruşuyla ortasını yaptı. Top Mario Gomez'in önüne düştüğünde artık golden başka bir sonuç düşünmek istemiyordum.

Öyle de oldu.

58. dakikada Mario Gomez topu ağlara gönderdi ve Kara Kartal, Sporting Lizbon gibi güçlü bir rakip karşısında deplasmanda 1-0 öne geçti.

Bir rüya olmalıydı bu.

Üstelik biteceğini hiç düşünmüyordum. Beşiktaşlı futbolcuların da sahadaki konsantrasyonuna baktığımda aynı inancı taşıdıklarını hissediyordum. Tur artık çok yakındı.

Fakat futbol bazen insanın önündeki manzarayı birkaç dakika içerisinde tamamen değiştirebiliyor.

67. dakikada Sporting beraberliği buldu. Pozisyonda Tolga'nın daha farklı davranabileceğini düşünüyorum. Savunmanın arkasına gönderilen topa çıkmak konusunda tereddüt etti ve sonunda kalesine dönmeyi tercih etti. Sporting bu fırsatı değerlendirdi ve skoru 1-1 yaptı.

Beraberlik bile Beşiktaş'a turu getiriyordu ama bu gol takımın dengesini beklemediğim ölçüde bozdu. Olcay da maçtan sonraki röportajında yedikleri golün ardından dağıldıklarını söyledi. O ana kadar oyunun kontrolünü elinde tutan Beşiktaş birkaç dakika içerisinde bambaşka bir takıma dönüştü.

Üstelik ilk bölümde beklediğim gücünü gösteremeyen Sporting de beraberlik golünün ardından kendine geldi. Ev sahibi takım birden daha özgüvenli, daha hızlı ve daha iştahlı oynamaya başladı. 72. ve 77. dakikalarda gelen iki golle skor bir anda 3-1 oldu. Üçüncü golde de Tolga'nın kapattığı köşeden topun ağlara gitmesine engel olamaması gecenin onun açısından ne kadar talihsiz geçtiğini gösteriyordu.

Ne olduğunu anlamak gerçekten zordu.

Beşiktaş daha iyi oynadığı, deplasmanda golü bulduğu ve tur kapısını ardına kadar açtığı bir anda ayağı takılmış gibi merdivenlerden aşağı yuvarlandı. Birkaç dakika önce özenle çıktığı basamakların tepesindeyken birden kendisini yeniden en aşağıda buldu.

Ve bu kez kalkacak zaman kalmamıştı.

Maçın ardından yapılan yorumlarda doğal olarak Tolga'nın hataları üzerinde çok duruldu. Eski Beşiktaşlı futbolcular Feyyaz Uçar ve Ali Gültiken de pozisyonları oldukça sert biçimde eleştirdiler. Tolga'nın gecenin sonucunda önemli payı olduğunu inkâr etmek mümkün değil. Fakat mikrofon uzatılan Beşiktaşlı futbolcuların mağlubiyeti tek bir arkadaşlarının üzerine bırakmak yerine sorumluluğu takım olarak üstlenmeleri benim için gecenin değerli davranışlarından biriydi.

Bence yapılması gereken de buydu.

Çünkü futbolcu hata yapar. Kalecinin hatası yalnızca diğerlerinden daha görünürdür; yaptığı yanlış çoğu zaman doğrudan tabelaya yazılır. Tolga için de çok üzüldüm. İyi niyetinden hiçbir zaman şüphe etmediğim ve Beşiktaş kalesinde olmayı hak ettiğini düşündüğüm bir oyuncunun böyle önemli bir gecede hatalarıyla hatırlanacak olması kolay değil.

Ama bu takım buraya kadar da birlikte geldi.

Dolayısıyla Avrupa'ya da birlikte veda ediyoruz.

Beşiktaşlıların maçlarımızı anlatmasından pek hoşlanmadığı İlker Yasin'in yıllarca hafızalarda kalan bir sözü vardı: “Bir rüya da böyle bitti sayın seyirciler.”

O karanlık ve derin ses tonuyla bu cümleyi duymaktan ne kadar hoşlanmasak da bazen futbol insanın önüne tam da o cümleye benzeyen geceler çıkarıyor.

Bu sefer gerçekten bir rüya böyle bitti sayın seyirciler.

Hem de en güzel yerinde.

Şimdi önümüzde Galatasaray derbisi var. Takımın bu gecenin hayal kırıklığını kısa sürede üzerinden atması gerekiyor. Çünkü birkaç gün sonra yeniden sahaya çıkacağız ve sezon bütün hızıyla devam edecek.

Avrupa rüyası bitti.

Beşiktaş'ın hikâyesi bitmedi.

Stadyum: Jose Alvalade Stadyumu

Hakemler: Manuel Grafe, Guido Kleve, Mark Borsch, Christoph Bornhorst (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Tosic, İsmail (Dk.85 Kerim), Atiba, Oğuzhan, Quaresma, Sosa (Dk.80 Cenk), Olcay (Dk.72 Necip), Gomez

Yedekler: Günay, Serdar, Milosevic, Kerim, Necip, Pedro, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Sporting CP: Patricio, J. Pereira, Nascimento, Oliveira, Naldo, Carvalho, Silva(Dk.64 Gutierrez), Mario, Ruiz, Montero(Dk.46 Martins), Slimani(Dk.88 Pereira)

Yedekler: Boeck, Figueiredo, Martins, Aquilani, Gutierrez, M. Pereira, Esgaio

Teknik Direktör: Jorge Jesus

Goller: Gomez (Dk.58), Slimani (Dk.67), Ruiz (Dk.72), Gutierrez (Dk.77)

Sarı Kartlar: Carvalho (Dk.18), Quaresma (Dk.28), Silva (Dk.49), Gutierrez (Dk.77), Mario (Dk.90+2), Oliveira (Dk.90+2)