Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 05 Aralık 2015

KAYSERİSPOR
12
BEŞİKTAŞ

Bu hafta maç yorumumu yazmak için haftanın bütün karşılaşmalarının tamamlanmasını bekledim. Bir taraftan da uzun bir aradan sonra maçın ardından spor medyasında yayımlanan bazı yorumlara göz attım. İçlerinden biri özellikle dikkatimi çekti. Yazıda Beşiktaş'ın çok kötü bir performans sergilediği, takımın gidişatının iyi olmadığı, Gökhan Töre'nin de sahada adeta kaybolduğu anlatılıyordu.

Okuduklarımla benim izlediğim maç pek birbirine benzemiyordu.

Bana göre Beşiktaş son derece kritik bir haftayı kayıpsız kapatmayı başardı. Bir hafta önce Akhisar Belediyespor karşısında alınan beklenmedik mağlubiyetin ardından takımın hızlı biçimde toparlanmaya ihtiyacı vardı. Şampiyonluk hedefinin yarattığı baskı da giderek artıyordu. Böyle bir ortamda zorlu bir deplasmana çıkıp, kendi seyircisi önünde kazanmak için ciddi mücadele veren Kayserispor karşısında üç puanı almak küçümsenecek bir başarı değil.

Üstelik şampiyonluk yarışındaki takımların her maçı kusursuz oynaması mümkün değil. Bazen iyi oynarsınız ve kaybedersiniz, bazen de istediğiniz futbolu tam olarak ortaya koyamadığınız hâlde kazanmayı başarırsınız. Uzun bir yarışta önemli olan biraz da böyle günlerden üç puan çıkarabilmek. Beşiktaş, Akhisar mağlubiyetinin ardından önüne çıkan bu karanlık eşiği aşmayı başardı.

Kara Kartal maçı ne kadar istediğini daha 12. dakikada Mario Gomez'in ayağından gelen golle gösterdi. Mario yine son derece klas bir gole imza attı. Ceza sahasında topu bir ayağından diğerine alıp dengesini kaybetmeden doğru köşeye göndermek her golcünün harcı değil. Şiir gibi bir andı.

Sevincimiz ise fazla uzun sürmedi. 17. dakikada Biseswar'ın golüyle Kayserispor karşılık verdi ve doğal olarak keyfimiz kaçtı. Biseswar attığı golün de verdiği güvenle maç boyunca etkili bir oyun sergiledi. Kayserispor kendi sahasında Beşiktaş'a puan kaybettirmek için elinden gelen mücadeleyi veriyordu ve özellikle Biseswar birçok pozisyonda ön plana çıktı.

Beşiktaş ise oyunun belirli bölümlerinde, özellikle ikinci yarıda, hücumdaki ağırlığını iyice artırdı. Yine her zamanki gibi önemli fırsatlar da harcadık. Bunların en şaşırtıcılarından birinde Mario Gomez ile Sosa, kaleyi düşünmek yerine topu birbirlerine bırakmakta o kadar ısrar ettiler ki son derece net bir gol fırsatı ortadan kayboldu.

Dolayısıyla Beşiktaş'ın kötü oynadığı görüşüne katılmıyorum. Eksikleri vardı, zaman zaman istediği oyunu kurmakta zorlandı ama yakaladığı fırsatlara bakıldığında karşılaşmayı çok daha farklı bir skorla kazanması da mümkündü.

Tabii heyecanla ikinci yarıya geçiverdim. Oysa maçın kaderini belirleyen gol daha ilk yarının 41. dakikasında gelmişti.

Sosa...

Böylesine güzel bir serbest vuruş golünü canlı yayında izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum. Topu öyle bir yere gönderdi ki adam resmen kalenin köşesindeki örümcek ağlarını temizledi. Muhteşem bir goldü ve maç özetleri arşivimizdeki yerini fazlasıyla hak etti.

Karşılaşmayla ilgili beni ayrıca sevindiren bir başka şey Mustafa'nın yeniden oyuna girmesiydi. Önünde Mario Gomez ve Cenk Tosun gibi iki formda santrfor olduğu için forma bulmasının ne kadar zor olduğunu biliyorum. Yine de Mustafa Beşiktaş'ın çocuğu. Yeniden takıma kazandırılmasını ve başarılı olmasını gönülden diliyorum.

Şimdi gelelim işin biraz daha eğlenceli tarafına.

Geçen haftalarda Beşiktaş'ın maç fazlasıyla lider olduğu anların gereğinden fazla önemsenmesini eleştirmiştim. Dolayısıyla aynı ölçüyü kendimize de uygulamak gerekiyor. Bir takım haftanın diğer karşılaşmaları oynanmadan liderlik koltuğuna oturdu diye şampiyon olmuyor.

Ama ertesi gün Fenerbahçe'nin puan kaybettiğini görünce keyiflenmedim desem de yalan olur.

Ne yapalım, taraftarlık da biraz böyle bir şey.

Böylece haftanın bütün maçları tamamlandığında liderlik koltuğunda yine Beşiktaş vardı. Akhisar mağlubiyetinden hemen sonra gelen bu deplasman galibiyeti de üç puanın ötesinde bir anlam kazandı. Takım sendeledi ama düşmedi.

Şimdi sıra Avrupa'da.

Kara Kartal perşembe akşamı, lider olduğu grubun son maçında Sporting Lizbon deplasmanına çıkacak. Takımıma güveniyorum ama içimde soğuk bir heyecan dalgası dolaştığını da inkâr edemem. Beş maç sonunda lider olduğumuz bir gruptan son doksan dakikada Avrupa'ya veda etmek gerçekten çok acı olur.

Başka maçların hesabını yapmadan kendi işimizi kendimiz görmek zorundayız.

Futbol ilahlarının eli Kara Kartal'ın üzerinde olsun.

Stadyum: Kayseri Kadir Has Stadyumu

Hakemler: Bülent Yıldırım, Serkan Ok, Asım Yusuf Öz, Kemal Yılmaz (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Tosic, İsmail, Atiba, Necip, Gökhan (Dk.63 Kerim), Sosa, Olcay (Dk.84 Mustafa), Gomez (Dk.71 Cenk)

Yedekler: Günay, Serdar, Milosevic, Kerim, Motta, Mustafa, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Kayserispor: Kayacan, Mabiala, Zeki, Mustafa, Ömer, Deniz (Dk.84 Sinan), Sow, Furkan (Dk.73 Yakubu), Biseswar, Oğulcan (Dk.54 Lopes), Derley

Yedekler: Abdulaziz, Simic, Lopes, Cem, Barış, Yakubu, Sinan

Teknik Direktör: Tolunay Kafkas

Goller: Gomez (Dk.12), Biseswar (Dk.17), Sosa (Dk.41)

Sarı Kartlar: Rhodolfo (Dk.15), Mustafa (Dk.90)