2015–2016 14 Aralık 2015
BEŞİKTAŞ
2—1
GALATASARAY
Beşiktaş, 2015 yılının son derbi maçında Olimpiyat Stadyumu'nda Galatasaray'ı ağırladı. Kara Kartal, üstün oynadığı ve birçok gol fırsatından yararlanamadığı karşılaşmayı 2-1 kazanarak Sporting Lizbon maçının ardından yaşadığımız hayal kırıklığını biraz olsun unutturdu. Şimdi önce maçı hatırlayalım, ardından değerlendirmemizi yapalım.
Daha 2. dakikada Quaresma orta sahada bir top kaybetti ve bu hata kalemizde tehlikeli bir pozisyonun oluşmasına neden oldu. Q7 her zaman benim bir numaralı adamım ama kaptırdığı bazı topların fazlasıyla riskli durumlar yarattığını da söylemek zorundayım. Bir futbolcuyu çok sevmek, yaptığı hataları görmemek anlamına gelmemeli.
4. dakikada Sosa önünde kalan topu ağlarla buluşturmaya çok yaklaştı ancak kaleci gole izin vermedi. Pozisyonun devamında Mario Gomez de devreye girdi fakat sonuç alamadık. 12. dakikada Beck sağ kanattan müthiş bir orta yaptı; Mario'nun vuruşunda top yine ağlarla buluşmadı. 24. dakikada bu kez Quaresma rakip ceza sahasının önünde topu kazandı ve içeriye hareketlenen İsmail'i gördü. İsmail gole yaklaşsa da beklediğimiz sonuç yine gelmedi. Bir savunma oyuncusu olmasına rağmen kendi bölgesindeki görevlerinin ötesine geçip hücumlara bu kadar etkili katılması gerçekten büyük keyif veriyordu.
5. dakikada Oğuzhan'ın güzel topuk pasıyla Olcay kaleciyle karşı karşıya kaldı ama yine golü bulamadık. Dikkatinizi çekmiştir; neredeyse bütün önemli pozisyonları Beşiktaş adına anlatıyorum. Çünkü Kara Kartal ilk yarı boyunca istikrarlı biçimde Galatasaray kalesini yokladı.
6. dakikada Selçuk'un İsmail'e yaptığı sert müdahale oyuncumuzun adeta havada uçmasına neden oldu. Selçuk maç boyunca oldukça agresif oynuyordu ve bu da yaptığı ilk sert hareket değildi. Bir dakika sonra Sosa ile Oğuzhan arasındaki paslaşmanın ardından top yeniden Mario'nun önünde kaldı. O da bu fırsatı değerlendiremedi ama artık Beşiktaş'ın golü her an gelecekmiş gibi hissediliyordu.
İlk yarı buna rağmen 0-0 sona erdi.
Galatasaray sahaya Mustafa Denizli'nin oldukça temkinli bir oyun anlayışıyla çıkmış görünüyordu. Bu tarzı, Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'ı çalıştırdığı 2008-2009 sezonundan da hatırlıyorum. Oyunu kendi sahanla orta saha arasındaki bölgede kabul et, rakibin hücumlarını karşıla, sabırla bekle ve fırsatını bulduğunda hızlı biçimde ileri çık.
İşe yarayan bir futbol anlayışı olduğunu inkâr edemem. Sonuçta Mustafa Denizli o sezon Beşiktaş'ı hem ligde hem kupada şampiyon yaptı. Fakat kişisel olarak izlemekten büyük keyif aldığım bir futbol değildi. Maç özetleri arşivime dönüp baktığımda en az heyecan duyduğum sezonlardan birinin o olduğunu görüyorum. Futbol elbette bir sonuç oyunu ama insan biraz gösteri de görmek istiyor.
Neyse efendim, tekrar maça dönelim.
52. dakikada Sinan'ın tabanla yaptığı müdahalenin ardından itirazlarını sürdürmesi sarı kartla sonuçlandı. Bir dakika sonra ise birkaç gün önce yaşadığımız Sporting Lizbon maçını ister istemez hatırlatan bir pozisyon geldi. O maçta savunmanın arkasına atılan topa çıkmakta tereddüt eden Tolga'nın aksine Günay, kalesinden şimşek gibi fırlayıp rakibini ceza sahasının oldukça dışında karşılamaya çalıştı. Niyeti doğruydu ama topa istediği gibi müdahale edemedi. Sneijder de hatayı affetmedi ve Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi.
Maç boyunca hücumu düşünen taraf Beşiktaş'tı ama golü bulan Galatasaray olmuştu.
Kameralar Günay'ı gösterdiğinde yüzündeki ifade oturduğum yerde benim bile ruhumu çökertti. Neyse ki bu görüntü fazla uzun sürmedi. Sadece iki dakika sonra Mario Gomez imdadına yetişti ve ilk yarıdan beri geleceğinin sinyallerini veren golü sonunda attı.
Skor 1-1'di ve maç yeniden başlamıştı.
59. dakikada Şenol Güneş, Olcay'ı oyundan aldı. Olcay kenara gelirken hocasına “Hocam beni niye alıyorsun ya?” diyerek sitem etti ve tepkisi kameralara yansıdı. Oyunda kalmak istemesini, maçı ne kadar yaşadığının bir göstergesi olarak görmek mümkün. Yine de oyuncunun karardan hoşlanmaması başka, değişiklik kararını vermek başka şey. Son söz elbette teknik direktörün.
Olcay'ın yerine Kerim Frei girdi. 62. dakikada sol kanattan yaptığı falsolu ortayı kaleci son anda dışarı çeldi. 71. dakikada ise Şenol Güneş ikinci hamlesini yaptı; Gökhan Töre oyuna girerken Quaresma seyircinin alkışları arasında kenara geldi.
İki dakika sonra Şenol Güneş'in yaptığı değişikliklerin karşılığı geldi. Kerim bu kez sağ kanattan ortasını yaptı, Gökhan Töre topla buluştu ve golünü attı.
İşte o anda teknik direktörlerin neden saha kenarında bulunduğunu bir kez daha gördük. Birkaç dakika önce Olcay oyundan alınmasına itiraz etmişti ama Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü iki oyuncudan biri golün pasını verdi, diğeri golü attı.
Demek ki neymiş?
Herkes işine bakmalıymış.
Beşiktaş böylece üstün oynadığı karşılaşmada Galatasaray'ın savunma ağırlıklı oyununu aşmayı başardı ve üç puanı hanesine yazdırdı. Daha da önemlisi, Sporting Lizbon karşısında yaşanan ağır hayal kırıklığının ardından takımın ne kadar çabuk toparlanabileceği konusunda kafamızdaki soru işaretlerini ortadan kaldırdı. Avrupa'dan birkaç gün önce çok acı bir şekilde elenen futbolcular, derbiye çıkıp yeniden kendi oyunlarını oynadılar.
Bu bana alınan üç puan kadar değerli geliyor.
Şimdi gelelim liderlik meselesine. Geçen haftalarda maç fazlasıyla lider olan takımların sanki haftayı zirvede tamamlamış gibi sunulmasını eleştirmiştim. Aynı şeyi bugün de düşünüyorum. Haftanın bütün karşılaşmaları oynanmadan liderlik koltuğunun kime ait olduğunu tartışmanın fazla anlamı yok.
Ama Fenerbahçe'nin kısa süreliğine oturduğu koltuğu Beşiktaş'ın derbi galibiyetiyle geri alması hoşuma gitmedi desem yalan olur.
Geçen hafta kullandığım benzetmeyle söyleyelim: Şehzade yine kısa süreliğine tahta oturdu ama sefere çıkan padişah geri döndü.
Biraz eğlenmek bizim de hakkımız.
Dört gün önce Avrupa'da bir rüya sona ermişti. Bu gece başka bir hikâyenin hâlâ bütün güzelliğiyle devam ettiğini gördük.
Kara Kartal lider.
Ve yoluna devam ediyor.
Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu
Hakemler: Mete Kalkavan, Ekrem Kan, Esat Sancaktar, Tolga Özkalfa (4. Hakem)
Beşiktaş: Günay, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Quaresma (Dk.72 Gökhan), Sosa (Dk.87 Necip), Olcay (Dk.60 Kerim), Gomez
Yedekler: Hüseyin, Serdar, Tosic, Kerim, Necip, Gökhan, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Galatasaray: Muslera, Sabri, Semih, Hakan, Olcan, Chedjou, Selçuk, Yasin(Dk.73 Tarık), Sneijder, Podolski, Burak (Dk.37 Umut)
Yedekler: Cenk, Koray, Rodriguez, Emre, Tarık, Bilal, Umut
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Goller: Sneijder (Dk.54), Gomez (Dk.56), Gökhan (Dk.74)
Sarı Kartlar: Gomez (Dk.45), Yasin (Dk.52), Oğuzhan (Dk.58), Olcan (Dk.61), Selçuk (Dk.67), Chedjou (Dk.90), Semih (Dk.90+3)
CEM AKYÜREK