Kartal logosuCEM AKYÜREK

2014–2015 22 Mart 2015

FENERBAHÇE
10
BEŞİKTAŞ

Beşiktaş, hafta içinde oynadığı UEFA Avrupa Ligi mücadelesinde Club Brugge'e şanssız bir şekilde elenmişti. Yalnızca üç gün sonra deplasmanda çıktığı Fenerbahçe derbisinde de sahayı ne yazık ki boynu bükük terk etti. Futbol kalitesi açısından değerlendirildiğinde bir derbide olması gereken standartların oldukça altında kalan karşılaşma, son dakikasına kadar golsüz devam etti. Tam maçın beraberlikle biteceğini düşünürken Sow'un ayağından gelen beklenmedik gol, sonucu Beşiktaş aleyhine çevirdi.

Hatırlarsanız kısa süre önce Sivasspor'un Türkiye Kupası maçı, Beşiktaş ile oynayacağı lig karşılaşması öncesinde ertelenmişti. Bu karara imza atan federasyon, her ne hikmetse Avrupa'da son derece yüksek tempolu ve yıpratıcı bir maç oynayan Beşiktaş'ın derbisini pazartesi gününe almak konusunda aynı hassasiyeti göstermedi. Buna rağmen bir haftadır dinlenen Fenerbahçe bile üç gün önce Avrupa kupası maçına çıkmış Beşiktaş karşısında belirgin bir üstünlük kuramadı. Açıkçası Beşiktaşlı futbolcular Fenerbahçe derbisinde benim beklentilerimin ötesinde bir mücadele ortaya koydular.

Gökhan, bütün o bedensel ve zihinsel yorgunluğa rağmen savaşmayı bir an olsun bırakmadı. Fakat aklından geçenleri sahaya yansıtmak için yaptığı hamlelerde artık bedeninin kendisine yetişemediği açıkça görülüyordu. Onu izlerken ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Böylesine üst düzey bir futbolcunun ne yapmak istediğini bildiği hâlde yorgunluk nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini görmek gerçekten can sıkıcıydı. Üstelik aynı durum yalnızca Gökhan için değil, sahadaki diğer Beşiktaşlı futbolcular için de geçerliydi. Kaleci Tolga ise Club Brugge maçında seyirciden gördüğü haksız tepkiye rağmen toparlanıp derbiye çıkmıştı. Ne yazık ki kritik bir pozisyonda topu kurtarmaya çalışırken yeniden sakatlandı.

Biraz da Fenerbahçe'den bahsedelim. Aslında ev sahibi takım ayağına gelen büyük fırsatı tepmek üzereydi ama son anda şansı yaver gitti. Yorgun bir Beşiktaş karşısında bile son derece temkinli oynadılar ve oyunu orta sahada kilitlemeyi tercih ettiler. Beşiktaş maç boyunca bu bölgeyi aşmakta büyük zorluk çekti. Fenerbahçe'nin oyun anlayışı bana göre maçı kazanmaktan çok Beşiktaş'ın oynamasını engellemek üzerine kuruluydu. Üstelik ligimizde ilk kez Fenerbahçe'ye özel olarak uygulandığını gördüğümüz, tribünlerin tamamı yerine yalnızca ikisinin seyirciye kapatılması cezası sayesinde kısmen de olsa seyirci avantajına sahiptiler. Beşiktaş'ın orta sahadaki kilidi çözmeye başladığı bölümlerde ise yaşanan tartışmalar oyunun temposunu düşürmekten başka bir işe yaramadı.

Emre'nin kendisinden yaşça büyük Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic'le yaşadığı tartışma da derbiye gölge düşüren görüntülerden biriydi. Fenerbahçe tribünleri ise başka bir skandala imza atarak kaçırdığı gollerin ardından kendi oyuncuları Emenike'yi yuhalamaya başladı. Adam öfkeden resmen kendinden geçti. Doğrusu onun yerine ben üzüldüm. Bir futbolcuyu birkaç pozisyon kaçırdığı için kendi seyircisinin bu hâle getirmesi kabul edilebilir bir davranış değil. Buna karşılık Emenike'nin öfkeyle formasını çıkartıp sahayı terk etmeye yönelmesinin ardından sarı kart görmemesi de hakem adına ayrı bir hataydı.

Beşiktaş ikinci yarıda daha derli toplu bir futbol sergiledi ve önemli gol pozisyonları da buldu. Buna rağmen maç ilerledikçe karşılaşmanın golsüz beraberlikle tamamlanacağına iyice inanmaya başlamıştım. Neredeyse öyle de oluyordu. Fakat Sow doksanıncı dakikada sahneye çıktı ve kurtarılması son derece güç bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Golün ardından gözyaşlarını tutamayan genç kalecimiz Günay'a ayrıca üzüldüm. Club Brugge maçından sonra moralini yeniden kazanmasına yardımcı olmamız gereken Tolga'nın yanına şimdi bir de Günay eklenmiş oldu.

Maç beraberlikle sonuçlansaydı belki birkaç gündür Beşiktaş'ın üzerinde biriken kara bulutlar biraz olsun dağılacaktı. Fakat kader ağlarını başka türlü ördü. Avrupa'dan elenmenin hemen ardından, doksanıncı dakikada gelen golle derbiyi de kaybettik. Şu şartlar altında Fenerbahçe'nin aldığı bu galibiyeti büyük bir zafer olarak gören var mıdır bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da bütün bu yorgunluğa, sakatlıklara ve birkaç gün önce yaşanan büyük hayal kırıklığına rağmen mücadeleyi bırakmayan Beşiktaşlı futbolculardan ve teknik heyetten ziyadesiyle memnun olduğumdur.

Stadyum: Şükrü Saraçoğlu Stadyumu.

Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu.

Fenerbahçe: Volkan, Mehmet Topuz, Alves, Egemen, Caner, M.Topal, Emre, Meireles (Dk.35 Sow), Kuyt (Dk.50 Diego), Alper, Emenike (Dk.46 Webo)

Teknik Direktör: İsmail Kartal.

Beşiktaş: Tolga (Dk.44 Günay), Serdar, Necip, Ersan, Motta, Atiba, Veli, Gökhan Töre, Tolgay (Dk.72 Olcay), Sosa (Dk.80 Sosa), Demba Ba.

Teknik Direktör: Slaven Bilic.

Gol: Dk.90 Sow (Fenerbahçe)

Sarı Kartlar: Diego (Fenerbahçe), Veli Kavlak, Motta (Beşiktaş)