Kartal logosuCEM AKYÜREK

2014–2015 19 Mart 2015

BEŞİKTAŞ
13
CLUB BRUGGE

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde İstanbul'da ağırladığı Club Brugge'e 3-1 mağlup olarak kupaya veda etti. Yüksek tempoda ve karşılıklı ataklarla geçen maçta tur avantajını elinde bulunduran Kara Kartal, hiç beklemediği bir anda gelen golün ardından moral olarak çöktü. Takım kısa sürede toparlanmayı başaramayınca Club Brugge oyunun kontrolünü ele geçirdi ve Beşiktaş'ın bu sezon Avrupa'da yaşattığı güzel hikâye ne yazık ki burada sona erdi.

Dün gece oynanan karşılaşmada Beşiktaş'ın eleneceği ihtimalini maç öncesinde bir an bile düşünmemiştim. Bütün ibreler takımımızın turu geçeceğine işaret ediyor, kötü bir sürprizin yaşanabileceğini aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Sahaya çıkan Beşiktaş da ilk yarıda bu inancımızı destekleyen üstün bir mücadele ortaya koydu. Son derece heyecanlı geçen ancak gol sesi çıkmayan ilk yarının ardından Kara Kartal ikinci yarıya golle başladı. Motta'nın şutu öylesine güzel bir gole dönüştü ki gerek ekran başındaki gerekse tribünleri dolduran Beşiktaşlılar adeta kendilerinden geçti. O anda benim için Club Brugge'ün bu maçı ve turu Beşiktaş'ın elinden alabileceği ihtimali neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı.

Sonra birden kader döndü. Kaleci Tolga'nın kullandığı serbest vuruş aynı hızla kalemize doğru geri geldi. Savunmanın arasından sıyrılan Sutter pozisyonu iyi değerlendirdi; Tolga ise tehlikeyi görmesine rağmen kalesinden çıkmayıp çizgide kalmayı tercih edince rakip oyuncu fırsatı kaçırmadı ve beraberlik golünü attı. Doğrusu böyle bir gol yiyebileceğimiz hiç aklıma gelmemişti. Fakat asıl şaşırtıcı olan golün kendisinden çok, golün ardından yaşananlardı.

Maç 1-1'e geldiğinde Beşiktaş'ın bir gol daha atması karşılaşmayı uzatmalara götürmeye yetiyordu. Yani ortada henüz kaybedilmiş bir tur yoktu. Buna rağmen hem futbolcular hem de tribünlerdeki seyirciler sanki bu gerçeği bir anda unutmuşçasına büyük bir moral çöküntüsünün içine girdiler. Öyle bir hava oluştu ki insan Beşiktaş'ın turu geçebilmek için bir değil, üç gol atması gerektiğini sanabilirdi. Adeta futbolcuların ve tribünlerdeki Beşiktaşlıların gözlerinin önüne aynı anda kara bir perde indi. Buna gerçekten çok şaşırdım. Birkaç dakika önce takımı ileriye taşıyan tezahüratlar yerini oyundan çıkan Mustafa'yı ve kaleci Tolga'yı yuhalamaya bıraktı. Beşiktaş sahada oyundan tamamen koptu. Club Brugge teknik direktörü ise yaptığı kritik oyuncu değişiklikleriyle ortaya çıkan fırsatı çok iyi değerlendirdi. Rakibimiz iki gol daha buldu ve işi bitirdi.

Şüphesiz teknik direktörümüz Slaven Bilic takımı için her zaman en iyisini istiyor. Maç bittikten sonra oturduğumuz yerden onu eleştirmek kolay. Bu nedenle kendimde Bilic hakkında kesin hükümler verme hakkını görmüyorum; ancak eleştiri değil, fikir olarak iki noktayı paylaşabilirim. Tolga sakatlıktan yeni çıkmıştı ve Cenk bu karşılaşma için bana göre daha hazır durumdaydı. Umarım Cenk'in bilmediğim bir kart cezası ya da başka bir engeli yoktur ve haksız bir yorum yapmıyorumdur ama benim düşüncem bu maçın kalecisinin Cenk olması gerektiği yönünde. İkinci olarak da Bilic'in maça Mustafa ile başlamaması gerektiğini düşünüyorum. Mustafa henüz ilk on birde başlayacak durumda görünmüyordu.

Beni asıl üzen ise Beşiktaş'ın çocuğu Mustafa'nın boşu boşuna yuhalanması oldu. Taraftarın böylesine hızlı dönmesini doğru bulmuyorum. Bu futbolcular tek bir maçla değerlendirilemez. Birkaç kötü hareket, bir oyuncunun daha önce bu forma için yaptıklarını ortadan kaldırmaz. Club Brugge'ü elemek elbette hepimizin istediği bir şeydi ama Club Brugge'ü elemek Mustafa'dan daha değerli değil. Nitekim Demba Ba da maçın ardından seyircinin bu tavrını eleştirdi ve bana göre sonuna kadar haklıydı.

Bu sezon Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi kupasını kaldırabileceğine gerçekten inanmıştık. Takımın da bunu başarabilecek güce sahip olduğunu düşünüyorduk. Maçın ardından Club Brugge teknik direktörünün söyledikleri aslında gecenin onlar açısından ne kadar büyük bir başarı olduğunu anlatıyordu. Kendilerinden beklenenin grup aşamasını geçmek olduğunu, Beşiktaş'ı eleyerek çeyrek finale kalmanın ise onlar için fantastik bir sonuç olduğunu ifade etti. Club Brugge'ün iyi bir futbol takımı olduğu şüphesiz ancak Beşiktaş ve Beşiktaşlılar bu tura öylesine inanmıştı ki rakibimizin de aynı ölçüde inandığını hiç düşünmüyordum. Ne var ki futbolun en eski gerçeği bir kez daha karşımıza çıktı: Top yuvarlak ve sahaya çıkıldığında hiçbir istatistiği, beklentiyi ya da favoriyi tanımıyor.

Avrupa defteri ne yazık ki kapandı. Şimdi hafta sonu oynanacak Fenerbahçe derbisine yoğunlaşmak gerekiyor. Malum, karşılaşmayı pazar gününden pazartesiye almak federasyona fazla zor geldiğinden, Beşiktaş Avrupa'da böylesine yorucu ve yıpratıcı bir gecenin yalnızca üç gün sonrasında bir de derbiye çıkmak zorunda kalacak. Avrupa hayali bitti ama sezon bitmedi. Kara Kartal'ın şimdi başını kaldırıp önündeki şampiyonluk mücadelesine bakması gerekiyor.

Stadyumu: Atatürk Olimpiyat Stadyumu.

Hakemler: Sergey Karasev, Anton Averyanov, Tikhon Kalugin.

Beşiktaş: Tolga, Opare (Dk.70 Kerim), Franco, Becip, Motta, Gökhan, Veli, Tolgay, Olcay, Mustafa Pektemek (Dk.73 Cenk Tosun), Demba Ba.

Teknik Direktör: Slaven Bilic.

Club Brugge: Ryan, De Fauw (Dk.69 Gedoz), Duarte, Meunier, De Bock, Mechele, Simons, Refaelov, Vormer, De Sutter (Dk.80 Oulare), Izqueirdo (Dk.65 Bolingoli)

Teknik Direktör: Michel Preud'homme.

Goller: Dk.47 Motta (Beşiktaş), Dk.61 De Sutter Dk.80, Dk.89 Bolingoli (2) (Club Brugge)

Sarı Kartlar: Opare, Veli (Beşiktaş), Jose İzquierdo, Meunier (Club Brugge)

Kırmızı Kart: Dk.90 Olcay Şahan (Beşiktaş)