Kartal logosuCEM AKYÜREK

2014–2015 06 Ni̇san 2015

BEŞİKTAŞ
00
BAŞAKŞEHİR

Beşiktaş, Başakşehir karşısında hayatımda izlediğim en keyifsiz maçlardan birini oynadı. Tabii bunda yalnızca Beşiktaş'ın payı yoktu. Başakşehir de sahaya sanki futbol oynamaktan çok oyunu mümkün olduğunca soğutmak amacıyla çıkmıştı. Ortada üzerine yatılacak bir skor avantajı olmadığı hâlde maç boyunca öylesine ağır hareket ettiler ki insan iki ayaklı bir eleme turunun rövanşını izlediğini sanabilirdi. Saman tadında bir futbolla hayatımızdan doksan dakika çaldılar.

Daha kötüsü, Beşiktaş da rakibinin bu oyununa uydu. Kara Kartal istese topu çok daha hızlı dolaştırabilir, tempoyu yükselterek Başakşehir'in kurduğu düzeni bozabilir ve rakibini şaşkına çevirebilirdi. Bunu yalnızca maçın belirli bölümlerinde yapmayı denedik ve doğal olarak yeterli olmadı. Karşılaşma ilerledikçe galibiyetten çok beklenmedik bir gol yiyip maçı kaybetmekten korkmaya başladım. Neyse ki o da olmadı ve en azından elimizdeki bir puandan da olmadık.

Televizyonlarda ve gazetelerde “Beşiktaşlıları çıldırtan karar” başlığıyla öne çıkarılan sözde penaltı pozisyonu ise bana pek inandırıcı gelmedi. Pozisyona kendi takımım lehine olduğu için başka türlü bakacak değilim. Tabii Fenerbahçe'nin bir maçında hızla çekilen topun bir oyuncunun koluna çarpması penaltı sayılıyorsa, bu kez biz de benzer bir pozisyon için penaltı talep etmeye başlarız. Görüyorsunuz ya, adaletsizlik bir süre sonra sağlıksız bir adalet arayışını beraberinde getiriyor. İnsan doğru kararın verilmesini istemek yerine, “Madem ona verdiniz, bana da vereceksiniz,” demeye başlıyor. Türk futbolunun giderek büyüyen kaosu biraz da buradan kaynaklanıyor.

Üstelik futbolun çevresindeki gerilim artık saha içi tartışmaların çok ötesine geçmiş durumda. Daha birkaç gün önce Fenerbahçe takım otobüsüne silahlı saldırıda bulunuldu ve otobüsün şoförü yaralandı. Futbolun insanları bir araya getirmesi gerekirken böylesine karanlık olaylarla yan yana anılmaya başlaması son derece ürkütücü. Türkiye'de zaten yeterince gerginlik varken bunun spor üzerinden daha da büyümesi hepimiz adına kaygı verici. Nereden nereye geldi söz... Biz en iyisi maça dönelim.

Oyuncuları bu kez tek tek değerlendirmek istemiyorum; çünkü sahada birbirine yakın ölçüde oyuna yoğunlaşmış ama aynı ölçüde isteksiz görünen on bir adam vardı. Saman tadındaki futbollarıyla doğrusu beni üzdüler. Gecenin sevindirici gelişmelerinden biri genç kaleci Günay'ın doksan dakika forma giyerek hem güven tazelemesi hem de tecrübe kazanmasıydı. Bir diğer güzel haber ise Sivok'un yeniden takıma dönmesiydi. Uzun süren sakatlığına rağmen sanki aylardır sahalardan uzak kalmamış gibi oynadı. Hatta bir pozisyona öyle hırslı girdi ki başından yaralandı. Sakin ol be adam. Oynarsın daha. Forma senin.

Beşiktaş, şampiyonluk yolunda iki puan daha bırakarak yoluna devam etti. 2014-2015 sezonunda artık tek hedefi kalan Kara Kartal'dan beklediğimiz şey bundan sonraki maçlarda çok daha istekli ve arzulu olması. Bu arada karşılaşmanın zaman zaman neredeyse parmak kalınlığındaki tanelerin gökten döküldüğü müthiş bir yağmur altında oynandığını söylemiş miydim? Dün gece İstanbul'a gerçekten inanılmaz güzellikte bir bereket yağdı. Elbette böylesine ağır hava şartlarının futbol üzerinde etkisi vardı ama kazanmayı gerçekten kafasına koymuş bir takım için yağmur tek başına mazeret olamaz.

Kısacası bu kez Beşiktaş'ın maçı kazanmayı yeterince istediğine inanmadım. Yağmur yağdı, Başakşehir oyunu soğuttu, doksan dakika geçti ve maç başladığı yerde bitti. Olan da televizyon karşısında geçen doksan dakikamıza oldu.

Stadyum: Başakşehir Stadyumu

Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Erdem Bayık

Beşiktaş: Günay, Serdar (Dk.84 Kerim Frei), Ersan, Sivok, Motta, Olcay (Dk.59 Cenk Tosun), Atiba, Tolgay (Dk.59 Oğuzhan), Gökhan, Sosa, Demba Ba

Teknik Direktör: Slaven Bilic

Başakşehir: Volkan, Rızvan, Epureanu, Yalçın, Ferhat, Sedat, Mahmut, Mossoro (Dk.82 Alparslan), Visca (, Doka (Dk.70 Enver Cenk Şahin), Mehmet Batdal

Teknik Direktör: Abdullah Avcı

Sarı Kartlar: Gökhan Töre, Cenk (Beşiktaş), Enver Cenk Şahin (Başakşehir)