Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 27 Eylül 2015

BEŞİKTAŞ
32
FENERBAHÇE

Beşiktaş bu gece Olimpiyat Stadyumu'nda Fenerbahçe'yi ağırladı ve zorlu geçen mücadeleyi 3-2 kazanarak sezonun ilk derbisinden üç puanla ayrıldı. Beş golün atıldığı, iki takımın da önemli fırsatlar yakaladığı maçta tartışmalı pozisyonlar da eksik olmadı.

Beşiktaş'ın ilk golü bir serbest vuruşun ardından Fenerbahçeli Kjaer'in kafasından geldi. İlk anda golü Ersan attı sandık ancak tekrar görüntülerinde topun Kjaer'den ağlara gittiği anlaşıldı. Pozisyonda ofsayt olup olmadığı da maç sırasında ve sonrasında tartışıldı.

Benim asıl takıldığım pozisyonlardan biri ise Fenerbahçe'nin ikinci golünden hemen önce yaşandı. Topun korner çizgisinden dışarı çıkıp çıkmadığı konusunda televizyon görüntülerine baktığımda benim gördüğüm, topun oyun alanını terk ettiği yönündeydi. Eğer öyleyse oyunun kornerle değil aut atışıyla başlaması gerekiyordu ve devamında gelen gol de doğal olarak hiç yaşanmayacaktı. Yayın sırasında yapılan yorumlarda ise topun dışarı çıkmadığı görüşü savunuldu. Görüntüyü tekrar tekrar izlememe rağmen buna ikna olamadım.

Maçın belki de en kritik anlarından biri kalecimiz Tolga'nın yaptığı müthiş kurtarıştı. Fernandao'nun kafa vuruşunu öyle güzel çıkardı ki o anda maçın kaderine doğrudan etki ettiğini düşündüm. Böyle karşılaşmalarda bazen bir gol kadar değerli kurtarışlar vardır. Tolga'nın yaptığı da onlardan biriydi.

Şenol Güneş bu gece birbirinden değerli golcülerimiz arasından Mario Gomez'i tercih etti. Mario da hocasını mahcup etmedi. Attığı iki kafa golüyle neden böylesine büyük bir kariyere sahip olduğunu gösterdi. Sezonun ilk haftalarında gol bulamadığı için kendisini değerlendirmek konusunda acele etmemek gerektiğini söylemiştik. Başakşehir karşısında iki gol attı, şimdi de derbide iki golle sahneye çıktı.

Yıldız golcün olunca bazı maçların hikâyesi böyle değişiyor işte.

Quaresma bu derbide sahada değildi ama ilk on bir genel olarak iyi bir iş çıkardı. Maç içerisinde Fenerbahçeli futbolcuların ve teknik heyetin Ersan'ın bazı müdahalelerine yoğun biçimde itiraz ettiğini gördük. Ersan'ın oyundan atılması gerektiğini düşündükleri belliydi. Ben ise aynı hassasiyetin Beck'e yapılan ve faul beklediğim müdahalede gösterilmediğini düşündüm. Derbi dediğiniz biraz da böyle bir şey zaten; herkes aynı pozisyona kendi bulunduğu taraftan bakıyor.

Van Persie'nin kafa vuruşu direkten döndüğünde ise içimden “Bu gece bizim gecemiz olabilir” diye geçirdim. Derbilerde insan bazen böyle anlara gereğinden fazla anlam yüklüyor ama top direkten dönünce kader kelimesini kullanmadan durmak da kolay değil.

Maçın ardından uzun zamandır izlemediğim yayıncı kuruluşun değerlendirme programını açtım. Yıllardır Beşiktaş'a yeterince adil yaklaşmadığını düşündüğüm bazı spor yayınlarına karşı zaten fazlasıyla hassas olduğumu kabul ediyorum. Bu yüzden maçtan sonra kullanılan ifadeler de ister istemez dikkatimi çekti.

“Tartışılacak çok pozisyon var.”

“Şenol Güneş beş sezon sonra Fenerbahçe'ye karşı kazandı.”

“Beşiktaş iki sene sonra derbi maçı kazandı.”

Bu cümlelerin tek başlarına yanlış olduğunu söyleyemem. Bunlar sonuçta maçla ilgili gerçekler ve konuşulabilirler. Fakat Beşiktaş'ın böylesine önemli bir derbiyi kazanmasının ardından yapılan değerlendirmelerde galibiyetin kendisinden çok tartışmalı pozisyonların ve geçmişteki başarısızlıkların öne çıkarılması bana yine tanıdık bir yayın dili gibi geldi.

Belki Beşiktaşlı olduğum için bu konuda gereğinden fazla hassasım. Ama televizyonu açtığımda Beşiktaş TV dışında da takımımın iyi yaptığı şeylerin hakkının teslim edildiğini görmek istiyorum. Rakibin hakkını nasıl vermek gerekiyorsa Beşiktaş'ın hakkını da vermek gerekiyor. Benim basından beklediğim bundan fazlası değil.

Tribünler ise yine görevini yaptı. Olimpiyat Stadyumu'nun büyüklüğü nedeniyle aynı seyirci sayısı başka bir statta çok daha yoğun görünürdü. Yeni Vodafone Arena'da oynansaydı muhtemelen tıklım tıklım göreceğimiz bir kalabalık, seksen bin kişilik Olimpiyat'ın içinde yer yer boşluklar bırakıyor. Bu yüzden tribünlerin görüntüsüne bakıp Beşiktaş taraftarının ilgisini küçümsemek bana pek anlamlı gelmiyor.

Ama bütün bunları bir kenara bırakalım.

Çünkü hiçbir tartışma bu galibiyetin keyfini çıkarmamıza engel olmamalı. Beşiktaş 2015-2016 sezonunda yükselişini sürdürüyor ve bunu bir derbi galibiyetiyle taçlandırmak gerçekten çok güzel oldu.

Hele ki muhteşem Fenerbahçe'ye karşı...

Daha ne olsun?

Bayram tatilinin son gününde her yer siyah beyaza boyandı. Mario iki gol attı, Tolga kritik anda kalesini kapattı ve Kara Kartal derbiden üç puanla çıktı.

Geçen hafta Gençlerbirliği karşısında Ankara'da bıraktığımız iki puanın ardından “Bakalım bunu büyük maçta telafi edebilecek miyiz?” diye sormuştum.

Cevabımızı aldık.

Yeni haftaya başlamak artık çok daha keyifli olacak.

Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu

Hakemler: Halis Özkahya, Baki Tuncay Akkın, Hakan Yemişken, Özgür Yankaya (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Tosic, Atiba, Oğuzhan (Dk.82 İsmail), Gökhan, Sosa (Dk.46 Necip), Olcay, Gomez (Dk.88 Cenk)

Yedekler: Günay, Serdar, İsmail, Milosevic, Necip, Quaresma, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Fenerbahçe: Volkan, Şener, Kjaer, Alves, Caner, Meireles, Mehmet, Ozan (Dk.76 Diego), Nani, Fernandao (Dk.61 Van Persie), Markovic (Dk.38 Volkan Ş.)

Yedekler: Ribeiro, Kadlec, Hasan, Alper, Volkan Ş., Diego, Van Persie

Teknik Direktör: Vitor Pereira

Goller: Kjaer (Dk.20 K.K.), Gomez (Dk.24, 74), Tosic (Dk.32 K.K.), Van Persie (Dk.65)

Sarı Kartlar: Nani (Dk.45+), Ersan (Dk.58), Oğuzhan (Dk.66), Necip (Dk.90+2)