2015–2016 17 Eylül 2015
SKENDERBEU
0—1
BEŞİKTAŞ
UEFA Avrupa Ligi H Grubu'ndaki ilk maçında Skenderbeu'ya konuk olan Beşiktaş, rakibini tek golle geçerek Avrupa macerasına üç puanla başladı.
Beşiktaş'ın rakibinden daha güçlü bir takım olduğu ortada ama maç öncesinde bunun bazı spor programlarında neredeyse küçümseyici bir dille anlatılmasından ciddi biçimde rahatsız oldum. Bir kere karşınızdaki takım gerçekten söylenildiği kadar zayıf olsaydı, maçın 1-0 değil çok daha farklı bir skorla bitmesi gerekirdi. Skenderbeu kendi ülkesinde başarı kazanmış ve Avrupa kupalarında mücadele etme hakkını elde etmiş bir takım. Bunun bile başlı başına saygıyı hak ettiğini düşünüyorum.
Şimdi birileri çıkıp, “İyi ama bizim Süper Lig'in karşısında ne kadar güçlü olabilirler?” diyebilir.
Yahu kardeşim, anlayın artık şunu: Bizim ligimizin kendisinden çok ismi süper. Ne “üç büyükler” dediğimiz takımlar Avrupa'nın devleri seviyesinde ne de onların peşinden gelen takımlar küçümsenemeyecek kadar büyük bir futbol üstünlüğüne sahip. Biraz mütevazı ve alçak gönüllü olmakta fayda var. Futbolda rakibini küçümsemeye başladığın an başına neler gelebileceğini defalarca gördük.
Beşiktaş maç boyunca oyunun hâkimiydi ve aslında çok daha fazla gol atabilirdi. Fakat birçok net pozisyon harcanıp gitti. Bu maç için “Neyse, üç puanı aldık” deyip geçebiliriz ama Avrupa'da daha güçlü rakiplerle karşılaştığımızda bu kadar cömert davranma lüksümüz olmayacak.
Biraz daha ciddiyet gerekiyor. Rakip kendi sahasında, kendi seyircisinin önünde oynuyor. Kaçırdığınız pozisyonların ardından bir gol bulup havaya girerse maçın nereye gideceğini bilemezsiniz. Futbol böyle bir oyun. Güçlü olmak yetmiyor; üstün olduğunuz anlarda işi bitirmeyi de bilmeniz gerekiyor.
Maç öncesinde rakibin sürekli küçümsenmesinin futbolcular üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu elbette bilemem. Yine de spor basınının “Beşiktaş rahat kazanır” havasını fazlasıyla yaymasını doğru bulmuyorum. Rakibe saygı göstermek yalnızca nezaket meselesi değil, futbolun gereği.
Gelelim Avrupa kupası maçlarının şifreli kanallardan yayınlanması meselesine.
Ah be kardeşim, üç kuruşluk keyfimiz var, onun da canına okuyorsunuz.
Şifreli televizyon yayınını geçtim, artık maç internet üzerinden yayınlanıyor ve ona da ayrıca erişim gerekiyor. Futbol giderek yalnızca parasını ödeyebilenlerin rahatlıkla ulaşabildiği bir eğlenceye dönüşüyor. Ben Avrupa kupası maçlarını biraz farklı görüyorum. Bu maçlarda yalnızca o takımın taraftarı ekranın karşısına geçmez; başka takımları tutan insanlar da izler, kendilerine bir heyecan payı çıkarırlar.
En azından seksenli yıllarda benim dünyamda böyleydi.
Nerede Galatasaray'ın Avrupa maçlarını izlediğimiz, Prekazi'nin füze gibi golünde koltukların üzerine çıktığımız günler? Beşiktaşlı olmamız başka bir Türk takımının Avrupa'daki maçında heyecanlanmamıza engel değildi. Futbolun ortak bir eğlence olduğu zamanlardı bunlar. Şimdi bırak başka takımın maçını, kendi takımının Avrupa karşılaşmasını bile izlemek için hangi kanalda, hangi platformda, hangi şifreyle yayınlandığını bulman gerekiyor.
Dün gece Fenerbahçe'nin de Avrupa maçı vardı. Kırk yılın başı başka bir takımın maçını izleyeyim dedim ama onlar açısından pek iyi bir gece olmadı. Maç sabahı erkenden kalkıp işe gitmeden önce spor haberlerini açtığımda ise başka bir şey dikkatimi çekti. Programlar uzun süre Fenerbahçe'nin mağlubiyetini, teknik direktörün açıklamalarını ve maçın ayrıntılarını konuştu. Haber öylesine uzadı ki Beşiktaş'ın Avrupa'da kazandığı maçın görüntülerine sıra gelmeden evden çıkmak zorunda kaldım.
İşte buna kızıyorum.
Fenerbahçe'nin ağır bir mağlubiyet almasının elbette haber değeri var. Buna itiraz etmiyorum. Ama aynı gece Avrupa'da deplasmana çıkmış ve kazanmış başka bir Türk takımının başarısının da gerektiği kadar görünür olmasını beklemek herhâlde fazla bir talep değildir.
Geçmişte de benzer durumların yaşandığını düşündüğüm için bu konuda biraz hassasım. Beşiktaş'ın başarılarının yeterince konuşulmadığını hissettiğim zaman taraftar tarafım hemen ayağa kalkıyor. Belki bazen gereğinden fazla kızıyorum ama ne yapayım; insan kendi takımının emeğinin görülmesini istiyor.
Sonuçta Avrupa Ligi'ne galibiyetle başladık. Oyun üstünlüğü bizdeydi, daha farklı kazanabilecek pozisyonları da bulduk. Eksik olan tek şey, bu üstünlüğü skora daha erken ve daha güçlü biçimde yansıtabilmekti.
Üç puan cebimizde.
Rakibe saygımızı gösterdik.
Şimdi önümüzdeki maça bakalım.
Stadyum: Elbasan Stadyumu
Hakemler: Tamas Bognar, Laszlo Viszokai, Gabor Erös, Oszkar Lemon(4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Necip, Atiba, Kerim(Dk.54 Gökhan), Sosa, Quaresma(Dk.83 Mustafa), Cenk (Dk.61 Gomez)
Yedekler: Günay, Tosic, Serdar, Milosevic, Gökhan, Mustafa, Gomez
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Skenderbeu: Shehi, Arapi, Ademir(Dk.67 Vangjeli), Radas, Abazi, Berisha, Esquerdinha, Lilaj, Shkembi, Latifi (Dk.46 Nimaga), Olayinka (Dk.70 Salihi)
Yedekler: Llapanji, Jashanica, Osmani, Vangjeli, Progni, Nimaga, Salihi
Teknik Direktör: Mirel Josa
Gol: Sosa (Dk.28)
Sarı Kartlar: Kerim (Dk.24), Berisha (Dk.35), Olayinka (Dk.45)
CEM AKYÜREK