2014–2015 05 Şubat 2015
RİZESPOR
0—0
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, Türkiye Kupası’nda mücadele ettiği grubun son maçında Rizespor’a konuk oldu. İlk karşılaşmalarda hoyratça dağıtılan puanlar yüzünden işi son maça kadar bırakmıştık. Neyse ki korktuğumuz olmadı ve Kara Kartal, Rize’den aldığı beraberlikle adını bir üst tura yazdırmayı başardı.
Doğrusu maç kadroları açıklandığında benim bundan henüz haberim yoktu. Gruptaki diğer karşılaşmanın sonucuna bağlı olarak Beşiktaş’ın galibiyete ihtiyacı olabileceğini düşünüyor, sahaya çıkan alışılmadık kadroya baktıkça da içten içe telaşlanıyordum. “Bu genç takım şimdi turu nasıl geçecek?” diye yanıp tutuşurken diğer maçtan gelen haberi öğrendim. Meğer Slaven Bilic benim sandığım kadar büyük bir kumar oynamıyormuş. Rahat bir nefes aldım.
Üstelik genç oyuncularla desteklenmiş bu Beşiktaş, beklentilerimin çok üzerinde bir oyun ortaya koydu. Sahadaki isimlerin birçoğu alıştığımız ilk on birin oyuncuları değildi ama formanın ağırlığı altında ezilmediler. Hatta biraz daha becerikli olsalar Rizespor’u yenip İstanbul’a galibiyetle dönmeleri bile mümkündü.
İlk yarı daha çok birbirini tartan iki takımın kontrollü oyunuyla geçti. İkinci yarıda ise mücadele sertleşti, karşılıklı ataklar çoğaldı. Ne var ki gol bir türlü gelmedi. Doksan dakika başladığı skorla tamamlanınca, futbolun o meşhur klişelerinden biri için bütün şartlar oluşmuştu: Beşiktaş ile Rizespor el ele verip üst tura çıktılar.
Gecenin can sıkan tarafı ise sakatlıklardı. Yeni transferlerimiz Opare ve Miloseviç maçı tamamlayamadı. Özellikle Miloseviç’in sakatlığı ciddi görünüyordu; sonradan sezonu kapattığını öğrenmek gecenin sevincine ağır bir gölge düşürdü. Rizesporlu oyuncuların sert futbolunun bu sakatlıklarda payı olduğunu düşünmeden edemiyorum. Bir kupa maçının mücadeleci geçmesini anlayabilirim ama sertlikle futbol arasındaki o ince çizgi kaybolduğunda bedeli bazen bir oyuncunun bütün sezonu olabiliyor.
Buna karşılık gençlerden gelen görüntüler umut vericiydi. Günay, kendisine verilen fırsatı çok iyi değerlendirdi ve kalede son derece güvenli bir oyun sergiledi. Eslem ise genç yaşına ve tecrübesizliğine rağmen sanki yıllardır Beşiktaş A takımının formasını giyiyormuşçasına sakindi. Böyle maçların en güzel tarafı da bu olsa gerek: Sonucu takip ederken bir yandan geleceğin Beşiktaş’ından küçük parçalar görüyorsunuz. Kara Kartal’a tam da böyle, formayı üzerine geçirdiğinde ürkmeyen gençler lâzım.
Sonuçta korkulan olmadı. Türkiye Kupası’nı bir ara yalnızca benim önemsediğimden ciddi ciddi şüphe etmeye başlamış olsam da Beşiktaş, mücadele ettiği üç kulvardan birinde daha yoluna devam etmeyi başardı.
İşin ilginç yanı, hikâyemiz Rize’de henüz bitmemişti. Hafta sonunda bu kez lig için yine aynı takımla karşılaşacaktık. Bu nedenle kafile İstanbul’a dönmedi; Karadeniz kıyısında kaldı ve birkaç gün sonra oynanacak ikinci raundu beklemeye başladı.
Bir rakiple birkaç gün arayla iki ayrı kulvarda karşılaşmak pek sık rastlanan bir durum değildi. Kupa hesabı kapanmıştı. Şimdi sıra şampiyonluk hesabındaydı.
Stadyum: Yeni Rize Şehir Stadyumu.
Hakemler: Yunus Yıldırım, Serkan Gençerler, Nihat Mızrak, Hakan Akmısır (4. Hakem)
Beşiktaş: Günay, Opare (Dk.42 Serdar), Atınç, Milosevic (Dk.42 Oğuzhan), İsmail, Tolgay, Eslem, Raşit (Dk.75 Mustafa), Necip, Uğur, Kerim.
Yedekler: Cenk, Serdar, Ersan, Motta, Oğuzhan, Gökhan, Mustafa.
Teknik Direktör: Slaven Bilic.
Rizespor: Aykut, Orhan, Oboabona, Koray, Ali, İlyas (Dk.81 Sercan), Engin, Murat (Dk.75 Holosko), Tevfik, Kweuke, M. Emin (Dk.84 Ümit)
Yedekler: Necati, Sercan, Ümit, Fatih, Taha, Hasan, Holosko
Teknik Direktör: Hikmet Karaman.
Sarı Kartlar: Eslem (Dk.74), Atınç (Dk.77)
CEM AKYÜREK