Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 21 Aralık 2015

OSMANLISPOR
23
BEŞİKTAŞ

Beşiktaş, Ankara deplasmanında Osmanlıspor'un konuğu oldu ve ev sahibi takımı 3-2 mağlup etmeyi başardı. Özellikle ilk yarıda fazlasıyla durgun, organize olmaktan uzak bir görüntü çizen Kara Kartal, ikinci yarıda da rakibinin birçok tehlikeli atağıyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen sahadan üç puanla ayrılmayı başardı.

Şimdi biraz maça bakalım.

İlk yirmi dakikalık bölümde Quaresma tam üç kez sağ kanattan atağa kalkmak istedi ve üçünde de neredeyse aynı şekilde topun taca çıkmasına engel olamadı. Bir ara aynı pozisyonun tekrarını izlediğimden şüphelendim. Beşiktaş gerçekten tuhaf biçimde dağınıktı. Orta sahada belirgin bir oyun düzeni yoktu ve futbolcular birbirlerinden kopuk görünüyordu.

Nitekim Osmanlıspor 21. dakikada savunmamızı çizgi hâlinde yakaladı ve maçın ilk golünü buldu. Tolga'nın pozisyonda önde yakalanması da işimizi iyice zorlaştırdı.

Bir dakika sonra Bilal Aziz'in Quaresma'ya yaptığı sert müdahale tansiyonu yükseltti. Bu tür pozisyonlarda çoğu zaman rakibine dönüp bakmadan yoluna devam eden Q7, bu kez oldukça sinirlendi ve Bilal Aziz'in üzerine yürüdü. Müdahalenin sertliği Quaresma'nın tepkisini anlaşılır kılıyordu ama bu sezon birkaç kez gördüğümüz gibi, onun böyle anlarda öfkesini kontrol etmesi gerektiğini de unutmamak lazım.

İlk yarım saat boyunca sahada ne yapmak istediği pek anlaşılmayan bir Beşiktaş izledik. Böyle olunca görevi gol paslarını almak ve ceza sahasında sonuç üretmek olan Mario Gomez de adeta oyunun dışında kaldı.

31. dakikada Quaresma ceza sahasında bir müdahalenin ardından yerde kaldı. Benim izlediğim kadarıyla burada penaltı verilmesi gerekirdi. Artık içime fenalıklar gelmeye başlamıştı ki Oğuzhan'ın sağ kanatta düşürülmesinin ardından Quaresma serbest vuruş için topun başına geçti. Q7'nin güzel ortasında kalabalık savunmanın arasından yükselen Mario Gomez topu ağlara gönderdi.

İşte o dakika Mario'nun hâlâ sahada olduğundan emin olabildik.

Golden sonra Kara Kartal'ın toparlanıp oyuna ağırlığını koyacağını düşündüm ama olmadı. Beşiktaş ilk yarının sonuna kadar dağınık görüntüsünden kurtulamadı. Osmanlıspor da çok etkili bir futbol oynamıyordu ama 43. dakikada Ndiaye tam beş Beşiktaşlı oyuncunun arasından şutunu çıkarıp takımını yeniden öne geçirmeyi başardı.

Pozisyonu izlediğim anda birkaç gün önce oynadığımız Türkiye Kupası maçı geldi aklıma. Cenk'in beş Karabüksporlu oyuncunun arasından sıyrılıp attığı golün ardından rakip savunmayla biraz fazla eğlenmiştim.

Keşke Karabükspor'u küçümseme gafletinde bulunmasaydım.

Futbol insanın söylediğini bazen dört gün içinde önüne koyabiliyor.

İlk yarının son dakikalarında Beşiktaşlı futbolcular Bilal Aziz'in ceza sahasında topa elle müdahale ettiği gerekçesiyle penaltı beklediler. Bana göre burada penaltı yoktu. Oyuncu kolunu toptan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Gereksiz itirazların sonunda Oğuzhan'ın bir de sarı kart görmesiyle ilk yarı tamamlandı.

Ortada çok iyi futbol oynayan iki takım yoktu ama tuhaf biçimde üç gol izlemiştik.

Ne yalan söyleyeyim, devre arasında maçtan fazlasıyla soğumuştum. Yine de izlemeye devam ettim. İyi ki de etmişim.

İkinci yarıya daha derli toplu başlayan Kara Kartal, henüz 49. dakikada Sosa'nın ayağından beraberlik golünü buldu. Bu golün ardından artık oyunun kontrolünü tamamen ele geçireceğimizi düşündüm.

Yine yanıldım.

Beklentimin aksine oyuna ağırlığını koyan taraf Osmanlıspor oldu. Ev sahibi takım art arda tehlikeli pozisyonlar üretmeye başlayınca ben de maçtan giderek uzaklaştım. Bir süre sonra elimdeki telefondan arkadaşlarımla futbol dışındaki konularda konuşmaya başlamıştım. Arada başımı kaldırıp ekrana bakıyor, skorun hâlâ berabere olduğunu görüyor, ardından Beşiktaş'ın tutuk futboluna bakıp yeniden telefonuma dönüyordum.

Anlaşılan yalnızca bana fenalık gelmemişti. Şenol Güneş de oyunun gidişatından memnun değildi ve kritik değişikliklere gitti.

Mario Gomez'i sahada tutup Cenk Tosun'u oyuna alarak çift forvete dönmesi, Şenol Güneş'in beraberlikle yetinmeye hiç niyeti olmadığını gösteriyordu. Quaresma'nın yerine Necip'in girmesi de orta sahadaki dengeyi yeniden kurmak açısından anlaşılır bir hamleydi. Olcay ise çok uzun süredir yüksek seviyede performans gösterdikten sonra bu maçta belirgin bir düşüş yaşamıştı. Onun yerine Kerim gibi dinlenmiş ve hücum gücü yüksek bir oyuncunun tercih edilmesi de doğru görünüyordu.

Oynamayan bir Beşiktaş nasıl maç kazanır sorusunun cevabı biraz da hocanın yaptığı bu müdahalelerde saklıydı.

Ve nihayet taktik çabalar karşılığını verdi.

Maçın son anlarında Sosa yeniden sahneye çıktı. Tamamen kişisel becerisiyle yarattığı pozisyonu golle sonuçlandırarak Beşiktaş'ı 3-2 öne geçirdi. Takımın iyi oynamadığı, rakibin özellikle ikinci yarıda ciddi tehlikeler yarattığı bir deplasmanda böyle bir golle üç puanı almak gerçekten çok değerliydi.

Hakem karşılaşmanın sonuna beş dakika ekledi. Bana biraz fazla gelen bu sürede Kara Kartal skoru korumayı başardı ve zorlu Ankara deplasmanından galibiyetle ayrıldı.

Şampiyonluk yarışında bazı galibiyetler güzel futbolla gelir, bazıları ise iyi oynamadığınız bir günde maçı bırakmamakla. Bu karşılaşma kesinlikle ikinci gruptaydı. Birkaç hafta önce söylediğim gibi, şampiyonluk adaylarının önemli özelliklerinden biri kötü günlerinde de kazanmanın bir yolunu bulabilmeleridir.

Gelelim artık geleneksel hâle gelen liderlik meselesine.

Yayınlarda yine Beşiktaş'ın “liderliği geri aldığı” söylenmeye başlandı. Ben hâlâ aynı yerdeyim: Haftanın bütün maçları tamamlanmadan liderlik hesabı yapmanın fazla anlamı yok. Bir günlüğüne zirveye çıkan takım da şampiyon olmuyor, ertesi gün oradan inen takım da yarıştan kopmuyor.

Ama şu şehzade-padişah meselesi giderek eğlenceli bir hâl almaya başladı.

Madem her maçın ardından koltuğa kimin oturduğunu konuşacağız, o zaman ben de biraz eğlenebilirim.

Haftanın bütün karşılaşmaları tamamlandı.

Beşiktaş bu hafta da lider.

Stadyum: Osmanlı Stadyumu

Hakemler: Alper Ulusoy, Kemal Yılmaz, Volkan Narinç, Tarık Ongun (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan (Dk.81 Cenk), Quaresma (Dk.67 Necip), Sosa, Olcay (Dk.46 Kerim), Gomez

Yedekler: Günay, Serdar, Tosic, Gökhan, Kerim, Necip, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Osmanlıspor: Ahmet, Bilal (Dk.62 Pinto), Uğur, Numan, Muhammed, Tisdell (Dk.78 Erdal), Ndiaye, Musa, Mehmet, Umar, Rusescu (Dk.74 Webo)

Yedekler: Hakan, Pinto, Yalçın, Erdal, Galip, Seto, Webo

Teknik Direktör: Mustafa Reşit Akçay

Goller: Rusescu (Dk.21), Gomez (Dk.34), Ndiaye (Dk.44), Sosa (Dk.49, 90)

Sarı Kartlar: İsmail (Dk.18), Bilal (Dk.23), Oğuzhan (Dk.45+2), Musa (Dk.54), Necip (Dk.77)