2014–2015 24 Mayıs 2015
GALATASARAY
2—0
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, şampiyonluk yarışına havlu attığı 2014-2015 sezonundaki son derbi maçında Galatasaray'a 2-0 yenilerek perdeyi buruk bir şekilde kapattı. Bundan birkaç hafta önce bu karşılaşmanın Kara Kartal için belki de sezonun şampiyonluk maçı olacağını hayâl ediyordum. Öyle olmadı. Ligin bitmesine bir hafta kala elimizde kalan, en azından prestij açısından önem taşıyan bir derbiydi.
Onu da kaybettik.
Kendi sahasında ve seyircisinin önünde oynayan Galatasaray maça hızlı başladı ve henüz ilk bölümde golü buldu. Golden hemen önce gelen şutu başarıyla çıkaran Günay, devamındaki pozisyonda toparlanmaya fırsat bulamadan topu ağlarında gördü. Beşiktaş böylece daha maçın başında geriye düştü.
Karşılaşmanın geri kalanında ise benim açımdan sinir bozucu bir isim sürekli ön plana çıktı: Melo.
Atiba'nın ayak bileğine yaptığı sert müdahalede kart çıkmamasını anlayamadım. Kısa süre sonra Demba'nın Melo'ya yaptığı daha hafif görünen bir müdahalede faul düdüğünün hemen gelmesi de hakemin ölçüsü konusunda beni iyice rahatsız etti. Maçı izlerken kararların iki takım açısından aynı standartta verilmediği hissine kapıldım.
Buna rağmen Kara Kartal mücadeleyi bırakmadı. Hücuma çıktığımız pozisyonlardan birinde Demba'nın vuruşu direkte patladı. Bir başka Beşiktaş atağında ise hakem faul düdüğünü çalmak yerine avantajı oynatabilirdi. Hücumun devam etmesi hâlinde tehlikeli bir pozisyon doğabileceğini düşünen Demba karara çok sinirlendi, öfkeyle topa vurunca sarı kartı gördü.
Haklı olduğu bir nokta bulunabilir ama topa vurup kart görmek de sorunu çözmüyor elbette. Hele böyle bir derbide sinirlerine hâkim olmak zorundasın.
İkinci yarıda yine Melo sahnedeydi. Demba'nın ceza sahası içerisinde yaşadığı bir pozisyonda arkadan gelen müdahalenin vuruşunu bozduğunu düşündüm ve penaltı bekledim. Hakem aynı fikirde değildi. Ardından Opare'yle girdiği mücadelede yine sert bir temas yaşandı ve oyun devam etti.
Şu yazının tamamı Melo'yla ilgili oldu yahu.
Dur, biraz farklı bir şeyden bahsedelim.
Melo...
Olmadı.
Sinirlerim bozuldu, affedin beni.
Bu kez Kerim'e yaptığı faulün ardından hakemin düdük çalmasına büyük tepki gösterdi. Maçın o bölümünde futbol kadar itirazlar, fauller ve gerilim konuşulmaya başlamıştı. Bir başka pozisyonda Yasin'le Sosa arasında yaşanan mücadele de aynı havayı devam ettirdi. Yasin'in faulün ardından kendisini yere bırakışını abartılı buldum; sonrasında çıkan tartışma iyice gereksizdi. Hakem iki oyuncuya da sarı kart göstererek meseleyi kapatmaya çalıştı.
Ben ise televizyonun karşısında çoktan derbinin futbolundan kopmuş, hakem kararlarına ve saha içindeki tartışmalara takılmıştım.
Belki de bu yazının tonu bile maçın beni ne kadar gerdiğini anlatmaya yeter.
Futbol tarafına dönersek, Beşiktaş'ın zaman zaman pozisyon üretmesine rağmen oyun üzerinde istediği hâkimiyeti kuramadığını kabul etmek gerekiyor. Galatasaray kendi sahasının ve seyircisinin avantajını daha iyi kullandı. Beşiktaş ise yakaladığı fırsatları değerlendiremedi. Demba'nın direkten dönen topu gol olsa karşılaşmanın hikâyesi değişebilir miydi, bilmiyorum. Futbolda böyle ihtimallerin sonu yok.
İkinci gol geldiğinde ise maç benim açımdan büyük ölçüde bitmişti.
Hakem yönetiminden hiç memnun değilim. Galatasaraylı bazı oyuncuların saha içerisindeki tavırlarından da hoşlanmadım. Fakat bütün bunların arkasına saklanıp Beşiktaş'ın mağlubiyetini yalnızca hakeme bağlamak da doğru olmaz. Biz bu maçı kazanmak istiyorsak rakibimizden, tribün baskısından, gerilimden ve tartışmalı kararlardan daha güçlü olmak zorundaydık.
Olamadık.
Birkaç hafta önce şampiyonluk ihtimallerini hesaplıyorduk. Sonra hedef Galatasaray'ı yenip sezonun moralini kurtarmaya dönüştü. Şimdi o ihtimal de geride kaldı.
Üstelik itiraf edeyim, maç bittiğinde içimdeki taraftar hâlâ fazlasıyla öfkeliydi. Galatasaray'ın bir hafta sonra şampiyonluk kupasını kaldırmasını görmek istemiyordum. Fenerbahçe'den hiç haz etmediğim hâlde, o akşam kendimi diğer ihtimale daha yakın hissedecek kadar sinirlenmiştim.
Derbiler bazen insanın pek de gurur duymayacağı tarafını ortaya çıkarabiliyor.
Neyse.
Cem, sen maçına dön.
Stadyum: Türk Telekom Stadyumu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz, Koray Gençerler (4. Hakem)
Beşiktaş: Günay, Serdar (Dk.46 Oğuzhan), Atınç, Sivok, Opare, Necip, Atiba, Kerim, Sosa, Tolgay(Dk.77 Mustafa), Demba Ba(Dk.83 Cenk T.)
Yedekler: Cenk G., Pedro, Ersan, Oğuzhan, Olcay, Cenk T., Mustafa
Teknik Direktör: Slaven Bilic
Galatasaray: Muslera, Sabri, Hakan, Semih, Telles, Selçuk, Hamit (Dk.90+2 Olcan), Yasin, Melo, Sneijder(Dk.90+4 Emre), Burak (Dk.65 Umut)
Yedekler: Sinan, Koray, Emre, Tarık, Olcan, Umut, Bruma
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Goller: Yasin (Dk.11), Sneijder (Dk.80)
Sarı Kartlar: Demba Ba (Dk.33), Olcan (Dk.50), Melo (Dk.59), Sosa (Dk.78), Yasin (Dk.78)
CEM AKYÜREK