2015–2016 04 Ekim 2015
ESKİŞEHİRSPOR
1—2
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, perşembe akşamı Sporting Lizbon'la oynadığı zorlu Avrupa Ligi maçının ardından bugün Eskişehir deplasmanına çıktı ve üç puanı almayı başardı.
Avrupa kupalarıyla lig maçlarının birbirine bu kadar yakın oynanmasını ne zaman sorgulasam, fikstürün aylar öncesinden hazırlandığı cevabıyla karşılaşıyorum. Öyle olabilir ama bu durum programın ağırlığını değiştirmiyor. Perşembe akşamı Avrupa'da mücadele eden bir takımın pazar günü, üstelik saat 17.00'de deplasman maçına çıkması bana hâlâ gereksiz derecede ağır geliyor. Bu karşılaşmanın pazartesi günü oynanmasına neyin engel olduğunu anlamakta zorlanıyorum.
Yine de Kara Kartal bütün bu yoğunluğun içinde tökezlemeden yoluna devam ediyor. Helal olsun.
Açıkçası maçın çok daha zorlu geçmesini bekliyordum. Eskişehirspor son haftalarda istediği sonuçları alamamış olsa da bana göre oldukça derli toplu bir takım. Kadrosunda maçın gidişatını değiştirebilecek tecrübeli ve kaliteli oyuncular da var.
İlk yarının 33. dakikasında Quaresma'nın pasıyla Mario Gomez'in ayağından gelen gol bizi rahatlattı. Beşiktaş ilk yarıda çok fazla net pozisyon üretemese de deplasmanda aradığı golü bulup soyunma odasına önde gitmeyi başardı.
İkinci yarının 56. dakikasında yine Mario sahneye çıktı ve farkı ikiye çıkardı. Eminim televizyon başındaki Beşiktaşlıların büyük kısmı bu golden sonra rahatlamıştır.
Ben rahatlamadım.
Eskişehirspor'un bir gol bulması hâlinde maçın havasının bir anda değişebileceğini düşünüyordum. Futbolda bazen uzun süre hiçbir şey yapamayan bir takım tek golle ayağa kalkabiliyor. Hele kendi seyircisinin önünde oynayan ve kadrosunda kaliteli futbolcular bulunan bir rakipse, iki farklı üstünlük bile insana tam güven vermiyor.
Neyse ki beklediğim golü ancak 87. dakikada bulabildiler. Maçı çevirmek için önlerinde fazla zaman kalmamıştı. Buna rağmen golün ardından çok hızlı toparlandılar ve hakemin verdiği dört dakikalık uzatmanın son anlarında bir şutları direkten döndü. O top ağlara gitseydi son birkaç saniyede bile olsa başımıza iş açılacaktı. Golü biraz daha erken bulmuş olsalardı maçın sonunun nasıl geleceğini düşünmek bile istemiyorum.
Bununla birlikte ikinci yarının büyük bölümünde oyunu kontrol eden tarafın Beşiktaş olduğunu da unutmamak gerekiyor. Sağlı sollu hücumlarla sürekli yeni bir gol aradık. Üstelik skor 2-0 olduktan sonra bile takımın hücum isteği azalmadı.
Şenol Güneş'in yaklaşımı da bunu açıkça gösteriyordu. Mario Gomez'i oyundan çıkarırken yerine bir başka golcü olan Cenk'i aldı. Böyle bir deplasmanda iki farklı üstünlüğü yakaladıktan sonra daha savunmacı bir değişiklik yapmak da mümkündü. Şenol Hoca ise takımın hücum gücünü korumayı tercih etti.
Bu anlayış hoşuma gidiyor.
Beşiktaş'ın yalnızca kazanmak isteyen değil, fırsat bulduğunda daha fazlasını isteyen bir takım hâline gelmesi güzel. Takımda da teknik direktörde de bu iştahın bulunduğu belli. Heyecanları daim olsun.
Maçta dikkatimi çeken başka bir konu ise Eskişehirspor taraftarının kendi takımına gösterdiği tepkiydi. İşler kötü giderken tribünlerden yükselen olumsuz seslerin ev sahibi futbolcuları daha da zor durumda bıraktığını düşündüm. Bir anlamda rakip takımın taraftarı o dakikalarda bize çalıştı.
Bu notu özellikle düşmek istiyorum.
Çünkü aynı şey bizim de başımıza gelebilir. Takım kötü oynarken, gol yerken veya geriye düşerken tribünden yükselen tepkinin futbolcular üzerinde nasıl bir etki yarattığını bazen unutuyoruz. Oysa maç doksan dakika. Bugün Eskişehirspor'un 87. dakikada attığı golden sonra nasıl canlandığını hep birlikte gördük. Son saniyelerde direkten dönen top da futbolun ne kadar kısa sürede değişebileceğinin kanıtıydı.
O yüzden kulağımıza küpe olsun.
Gol de yesek, geriye de düşsek, kötü de oynasak takımımızı maç bitmeden yalnız bırakmayalım. Eleştireceksek doksan dakikanın sonunda yine eleştiririz.
Ama o doksan dakika boyunca sahadaki futbolcuların Beşiktaş için mücadele ettiğini unutmayalım.
Çünkü bazen bir takımı yeniden ayağa kaldıran şey yalnızca attığı gol değil, arkasında hâlâ duran insanların varlığıdır.
Stadyum: Eskişehir Atatürk Stadyumu
Hakemler: Deniz Ateş Bitnel, Alpaslan Dedeş, Esat Sancaktar, Tarık Ongun (4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Tosic, Atiba, Oğuzhan, Gökhan, Sosa (Dk.67 Olcay), Quaresma (Dk.46 Necip), Gomez (Dk.78 Cenk)
Yedekler: Günay, Serdar, İsmail, Kerim, Necip, Olcay, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Eskişehirspor: Boffin, Emre, Kâmil, Birol (Dk.65 Anıl), Özgür, Toko, Khalifa, Defederico (Dk.46 Kaan), Engin, Onur (Dk.59 Pinto), Gekas
Yedekler: Ali, Kaan, Akaminko, Sezgin, Anıl, Dorukhan, Pinto
Teknik Direktör: Michael Skibbe
Goller: Gomez (Dk.33, 56), Gekas (Dk.87)
Sarı Kartlar: Toko (Dk.8), Quaresma (Dk.16), Özgür (Dk.50), Khalifa (Dk.59)
CEM AKYÜREK