Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 08 Kasım 2015

BURSASPOR
01
BEŞİKTAŞ

Bu akşam Kara Kartalımız Bursaspor deplasmanına çıktı. Zorlu geçen ve neredeyse her dakikası ayrı bir heyecan taşıyan mücadelenin sonunda Beşiktaş üç puanı adeta dişiyle tırnağıyla söküp aldı. Maçın zor geçeceğini hepimiz tahmin ediyorduk ama beraberliğin artık kapıya dayandığı anda gelen golün mutluluğu bambaşka oldu.

Beşiktaş maça çok iyi başladı. Ev sahibi takımın tribünlerinden yükselen yoğun sese rağmen oyuncularımız bundan pek etkilenmiş görünmüyordu. Bu da takımın son haftalarda giderek artan özgüveninin göstergesiydi.

İlk dakikalarda arka arkaya hücuma çıkan Beşiktaş, buna rağmen maçın ilk net gol pozisyonunun Josue'nin ayağından Bursaspor adına gelmesine engel olamadı. Ev sahibi oyuncuların ikili mücadelelerde yaptıkları küçük fauller de dikkatimi çekiyordu. Hakem bunların büyük bölümünü görüp oyuna müdahale etti.

9. dakikadan itibaren karşılaşmanın temposu belirgin biçimde yükseldi ve karşılıklı ataklar birbirini kovalamaya başladı. Quaresma'nın 11. dakikada sağ kanattan yaptığı ortada Mario Gomez çok net bir fırsattan yararlanamadı. Ardından Beşiktaş sağlı sollu iki köşe vuruşu kullandı fakat sonuç alamadı.

Üçüncü köşe vuruşunda ise futbol dışı bir olay yaşandı. Gökhan ve Quaresma korneri kullanmaya hazırlanırken tribünlerden oyuncularımızın bulunduğu bölgeye içi su dolu plastik şişeler atıldı.

Şu hareketin mantığını gerçekten anlayamıyorum.

Rakip takımın futbolcusunun kafasına plastik şişe atınca takımınıza nasıl bir avantaj sağladığınızı düşünüyorsunuz? Futbolcuyu korkutmak mı, sinirlendirmek mi, oyundan düşürmek mi? Üstelik attığınız cismin birine zarar verme ihtimali de var. Bir futbol maçını izlerken insanın aklına sahadaki oyuncuya şişe fırlatmak neden gelir, bunu kırk yıl düşünsem anlayabileceğimi sanmıyorum.

Nihayet Quaresma korneri kullanabildi fakat araya giren olayın ardından pozisyondan sonuç çıkmadı.

İlk yarı boyunca karşılıklı ataklar izledik. Buna rağmen Beşiktaş'ın hızlı top çevirmesi, kısa ve isabetli paslarla dar alanlardan çıkabilmesi bana takımımızın oyunda bir adım önde olduğunu düşündürüyordu. Bursaspor iyi mücadele ediyor ve seyircisinin desteğini arkasına alıyordu ancak ilk kırk beş dakikada Beşiktaş'ın oyununa belirgin bir üstünlük kuramadı.

İkinci yarıya ise çok daha derli toplu başladılar. Arka arkaya geliştirdikleri hücumlarla Beşiktaş'ı zorlamaya başladılar.

48. dakikada Atiba'nın koluna gelen top için penaltı itirazında bulundular. Bana göre burada kasıtlı bir el müdahalesi yoktu; top Atiba'nın koluna gelmişti. Bu nedenle penaltı beklemelerini haklı bulmadım.

49. dakikada sakatlık nedeniyle saha dışında bulunan bir Bursasporlu oyuncu, hakemin iznini beklemeden babasının çiftliğine girer gibi elini kolunu sallaya sallaya sahaya dönünce sarı kartı gördü.

50. dakikada ise Josue'nin İsmail'in ayak bileğine yaptığı oldukça sert müdahale sarı kartla cezalandırıldı. Dört dakika sonra bu kez İsmail, Bursaspor atağını kesmek için Cuenca'ya faul yaptı. Bana göre İsmail bu pozisyondan yalnızca sarı kartla çıktığı için şanslıydı.

Sarı kartlar adeta havada uçuşuyordu.

Bir ara saate baktım ve dakikaların düşündüğümden çok daha fazla ilerlediğini fark ettim. Ufukta beraberlik görünmeye başlamıştı.

67. dakikada Quaresma'nın içinde bulunduğu bir pozisyonda hakem elini cebine götürünce Gökhan uzun süre karara itiraz etti. Farklı açılardan izlediğim görüntülerde Quaresma'nın rakibine kartı gerektirecek bir teması olmadığı izlenimine kapıldım. Hakem ise kararını değiştirmedi ve Gökhan'ın itirazları sona erdiğinde Quaresma'ya sarı kartını gösterdi.

Ardından Q7 bir faul pozisyonunun daha içinde kalınca Şenol Güneş tehlikeyi gördü ve onu oyundan aldı.

Doğru karar.

Quaresma'nın yeteneğine ne kadar ihtiyaç duyduğumuz ortada ama sarı kartı bulunan ve maçın sertliği içinde giderek daha fazla olayın merkezine giren bir oyuncuyu sahada tutmak gereksiz bir risk olurdu. Yerine giren Olcay da takıma taze kan getirdi. Bursaspor zaten biri golcü olmak üzere iki yeni oyuncuyu sahaya sürmüş ve maçı kazanmak istediğini göstermişti.

76. dakikada kullandığımız serbest vuruşta ceza sahasında oluşan karışıklıktan gol çıkaramadık. Bu sırada Bursaspor giderek daha tehlikeli hâle geliyordu. Artık maçın öyle bir bölümüne girmiştik ki yenilecek bir golün karşılığını vermek için neredeyse hiç zaman kalmayacaktı.

Bu düşünce bir kâbus gibi üzerime çökmeye başlamıştı.

Sonra birden kader döndü.

Kara Kartal son bir kez kanatlarını açtı ve Bursaspor kalesine doğru hızla inmeye başladı. 89. dakikada organize gelişen hücumda Oğuzhan topu köşeye gönderdi ve bütün maç boyunca açılmayan kapıyı sonunda açtı.

Gol!

Beraberliğe artık razı olmaya başladığım bir anda gelen golün sevincini tarif etmek kolay değil. Hakem karşılaşmaya dört dakika daha ekledi ancak skor değişmedi. İki takımın da kazanmak için ciddi mücadele verdiği gecede son sözü Beşiktaş söylemişti.

Bursaspor deplasmanını zorlaştıran yalnızca sahadaki takım değil, tribünlerin yarattığı atmosfer de. Ev sahibi taraftar hemen her ikili mücadelede oyunun içine giriyor, hakem kararlarına yüksek sesle tepki gösteriyor ve futbolcularını sürekli maçın içinde tutuyor. Zaman zaman bu tepkileri fazlasıyla abartılı bulsam da Bursaspor üzerindeki etkilerinin büyük olduğu açık.

Bu nedenle maçın sonunu tahmin etmek gerçekten zordu. İki takım da kazanmak için mücadele etti ve uzun süre karşılaşmanın hangi tarafa gideceği belli olmadı. Sonunda belirleyici olan, Beşiktaş'ın 89. dakikaya kadar golü aramaktan vazgeçmemesiydi.

Son haftalarda bu takımda beni en fazla heyecanlandıran şey de galiba bu.

Geçmiş sezonlardan kalan bazı kötü hatıralar yüzünden maçların iyi gittiği dönemlerde bile içimde hâlâ “Bir yerde bir şey olacak mı?” endişesi taşıyorum. Belki bu yüzden böyle son dakika galibiyetlerine hemen alışamıyorum.

Ama Kara Kartal haftalardır bana aynı şeyi söylüyor:

Bu takım geçen yılların takımı değil.

Bir haftayı daha neşeyle kapattık. Önümüzdeki maçları şimdiden iple çekiyorum. Çünkü uzun zamandır izlediğim en güçlü, en özgüvenli ve en inançlı Beşiktaşlardan biri gözümüzün önünde şekilleniyor.

Belki de gerçekten güzel günler geliyor.

Stadyum: Bursa Atatürk Stadyumu

Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Kerem Ersoy, Ekrem Kan (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Sosa (Dk.46 Necip), Oğuzhan, Quaresma (Dk.73 Olcay), Gökhan, Gomez (Dk.85 Cenk)

Yedekler: Günay, Necip, Serdar, Tosic, Cenk, Kerim, Olcay

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Bursaspor: Mert, Advincula, Serdar, Dany, Emre, Hajime, Bekir (Dk.71 Faty), Cuenca (Dk.70 Stoch), Josue, Dzsudzsak, Necid (Dk.81 De Sutter)

Yedekler: Harun, Şamil, Faty, Erdem, Stoch, Aydın, Sutter

Teknik Direktör: Ertuğrul Sağlam

Gol: Oğuzhan (Dk.89)

Sarı Kartlar: Beck (Dk.28), Emre (Dk.51), Josue (Dk.54), İsmail (Dk.58), Quaresma (Dk.68), Dany (Dk.90+)