Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 26 Ekim 2015

ANTALYASPOR
15
BEŞİKTAŞ

Beşiktaş, haftanın son maçında Antalyaspor'a konuk oldu. Antalyaspor'un yeni stadyumunda oynanan ilk karşılaşma olma özelliğini taşıyan mücadele, karşılıklı ataklarla geçen oldukça güzel bir maça dönüştü.

Antalya Arena daha maç başlamadan çatısındaki güneş panelleriyle dikkatimi çekti. Stadyumun yalnızca maç günlerinde kullanılan büyük bir yapı olmaktan çıkıp, kullanılmadığı zamanlarda da ürettiği elektrikle kente katkıda bulunması gerçekten heyecan verici. Ülkemizde böylesine güzel ve işlevsel projelerin hayata geçirildiğini görmek insana keyif veriyor.

Yeni stadın ilk gecesinde futbol da atmosfere yakışır biçimde başladı.

İlk yarı yüksek tempolu ve karşılıklı ataklarla geçti. Kırk beş dakikaya tam üç gol sığdı. İlk golü bulan taraf Kara Kartal oldu. Necip'in ayağından gelen golden sonra, fazlasıyla heyecanlı görünen Antalyaspor'un oyundan düşebileceğini düşünmüştüm ama tam tersine daha sert ve istekli oynamaya başladılar.

Arka arkaya çıkan iki sarı karta Antalyaspor tribünleri tepki gösterdi. Bana göre kartlar doğruydu. Özellikle Quaresma'nın ayağına basılan pozisyon açık bir sarı karttı. Ancak benzer bir pozisyonda Necip de rakibinin ayağına bastı ve kart görmedi. Aynı hareketin iki farklı biçimde değerlendirilmesi doğru değildi. Karar bu kez Beşiktaş'ın lehine olmuş olsa bile bunu söylemek gerekiyor.

Antalyaspor, yeni stadın ve kendilerini izlemeye gelen binlerce taraftarın da etkisiyle son derece tempolu oynuyordu. Özellikle dünya yıldızı golcüleri Eto'o takımın hücumdaki en büyük gücüydü. Sorumluluk aldı, mücadele etti ve performansını klasına yakışan güzel bir golle süsledi.

27. dakikada ise Quaresma'nın orta olarak gönderdiği top kaleye yönelirken Mario Gomez kafasıyla son dokunuşu yaptı ve yeniden öne geçtik. Ceza sahasının ve kale çizgisinin oldukça kalabalık olması nedeniyle golün kime ait olduğu konusunda maç anlatımında bir süre tereddüt yaşandı. İlk anda gol Mario'ya yazıldı. Pozisyon gerçekten de kolay anlaşılır türden değildi.

İkinci yarının başlarında açıkçası Antalyaspor'un beraberliği bulmasından korktum. Bu maçı gerçekten kazanmak istiyorlardı. Yeni stadyumlarının açılışında kendi seyircileri önünde Beşiktaş'a karşı alınacak bir galibiyetin onlar açısından özel bir anlam taşıdığı belliydi. Başta Eto'o olmak üzere bütün takım büyük çaba gösteriyor ve tehlikeli pozisyonlar buluyordu.

Eto'o bir pozisyonda ceza sahasında düşürüldüğünü düşünerek uzun süre penaltı bekledi. Hakkını yemeyeyim; ceza sahasına girmeden hemen önce formasından çekildiği açıkça görülüyordu ve bana göre orada faul verilmeliydi. Fakat formasını kurtarıp ceza sahasına girdikten sonra düştüğü pozisyonda penaltıyı gerektirecek ayrı bir müdahale göremedim. Dolayısıyla ilk hareket için Antalyaspor'un serbest vuruş beklemekte haklı olduğunu, devamındaki pozisyonun ise penaltı olmadığını düşünüyorum.

Bir başka ilginç karar Ersan'ın sarı kart görerek bir sonraki maçta cezalı duruma düştüğü pozisyonda geldi. Benim görebildiğim kadarıyla ne topla ne de rakibiyle kartı gerektirecek bir teması vardı. Ersan'ın kendisi de karara oldukça şaşırmış görünüyordu.

Antalyaspor bu maçı kazanıp yeni stadının ilk gecesini unutulmaz hâle getirmek istiyordu.

Beşiktaş'ın cevabı ise biraz acımasız oldu.

63. dakikada Super Mario yeniden sahneye çıktı ve üçüncü golü bularak bizi iyice rahatlattı. Bundan sonra maçın daha sakin geçeceğini düşünüyordum ama bizim oyuncuların durmaya pek niyeti yoktu. 72. dakikada Olcay bir gol daha attı ve benim açımdan maç orada bitti.

Fakat Şenol Güneş açısından bitmemiş olacak ki oyuncu değişikliği hakkını yine bir golcüden yana kullandı ve Cenk'i sahaya sürdü. Cenk de hocasının mesajını almış olacak; kısa süre sonra ağları havalandırarak skoru 5-1'e getirdi.

Beş golün adı vardır, bilirsiniz.

Bir maçı çok istiyorsanız, “Beş atacağız,” dersiniz. Bir, iki, üç, dört başka şeydir; beşin futbolda kendine özgü bir ağırlığı vardır. Sezonun ilk haftasında Mersin'de beş gol atmıştık. Şimdi Antalya'da bir beş daha geldi.

Üstelik bunu Avrupa Ligi'nde Lokomotiv Moscow deplasmanından döndükten yalnızca birkaç gün sonra yaptık.

Kara Kartal artık gerçekten uçuşa geçmiş görünüyor. Takımın yalnızca aldığı sonuçlar değil, sahadaki özgüveni ve gol arzusundaki ısrarı da giderek artıyor. İki farklı üstünlük yakalandığında geriye çekilmek yerine üçüncüyü, üçüncüden sonra dördüncüyü, ardından beşinciyi isteyen bir Beşiktaş izliyoruz.

Fenerbahçe ile Galatasaray'ın bir gün önce oynadığı derbinin 1-1 sonuçlanmasıyla birlikte bu galibiyetin değeri daha da arttı. Beşiktaş liderlik koltuğundaki yerini sağlamlaştırdı.

Elbette sezon uzun. Önümüzde zor maçlar, puan kayıpları ve kötü günler de olacaktır. Şimdiden şampiyonluk ilan etmek için erken. Ama çocukların sahadaki görüntüsüne baktığımda bir şeye inanmak giderek kolaylaşıyor:

Bu takım gerçekten şampiyonluğu istiyor.

Bizim de inanmamak için bahanemiz giderek azalıyor.

Gordon Milne ne demişti?

Şampiyon Beşiktaş.

En büyük Beşiktaş.

Not: Maç sırasında Mario Gomez'e yazıldığını düşündüğüm gollerden biri daha sonra düzeltilerek gol pasını veren Quaresma'ya yazıldı.

Stadyum: Antalya Stadyumu

Hakemler: İlker Meral, Bülent Gökçü, Hakan Yemişken, Orkun Aktaş (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Necip, Atiba, Quaresma (Dk.69 Kerim), Oğuzhan (Dk.79 Cenk), Olcay, Gomez (Dk.86 Mustafa)

Yedekler: Günay, Serdar K., Milosevic, Tosic, Kerim, Mustafa, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Antalyaspor: M’Bolhi, Ömer, Lokman, Sakıb, Angelo, Makoun (Dk.46 Emre), Emrah (Dk.58 Serdar Ö.), Zeki, Lazarevic, Gusmao, Eto’o (Dk.82 Diarra)

Yedekler: Ozan, Celustka, Kadir, Serdar Ö., Ozan, Emre, Diarra

Teknik Direktör: Yusuf Şimşek

Goller: Necip (Dk.14), Eto’o (Dk.21), Gomez (Dk.27), Quaresma (63), Olcay (Dk.72), Cenk (Dk.89)

Sarı Kartlar: Lokman (Dk.2), Makoun (Dk.3), Rhodolfo (Dk.31), Ersan (Dk.56), Eto’o (Dk.67)