Kartal logosuCEM AKYÜREK

2015–2016 16 Ağustos 2015

MERSİN İDMAN YURDU
25
BEŞİKTAŞ

2015-2016 sezonunu Mersin İdman Yurdu deplasmanıyla açan Beşiktaş, bize gerçek bir futbol şöleni izletti. Beklentilerimin çok ötesinde bir takımla karşılaştığımı itiraf etmeliyim. Böylesine organize, iştahlı ve iddialı bir Beşiktaş beklemiyordum. Kara Kartal'ın sezon açılışını adı olan skorla, “beş”le tamamlaması ise ayrı bir keyif oldu.

Hani çocukken “Beş atacağız!” derdik ya... Daha önce de bahsetmişimdir; bazen altı gol atsanız bile beş gol kadar etkili olmaz. Beş rakamının futbolda tuhaf bir gücü var. Önemli bir maça çıkılırken taraftar “Yeneceğiz!” demekle yetinmez, “Beş atacağız!” der. Neden dört değil, neden altı değil bilmiyorum. Garip ama eğlenceli.

Beşiktaş bu sezon yaptığı transferlerle şampiyonluk konusunda ne kadar iddialı olduğunu daha baştan gösterdi. Özellikle Quaresma'nın takıma dönüşü hepimizi heyecanlandırmıştı. Onu yeniden Beşiktaş formasıyla görmek benim için neredeyse rüya gibiydi. Başka takımları tutan bazı arkadaşlarımın bunun gereksiz ve yararsız bir transfer olduğu yönündeki yorumları da heyecanımı azaltmadı. Aksine, Quaresma'nın Beşiktaş'a yeniden neler verebileceğini görmek için sabırsızlanıyordum. Bana göre bu sezonun en heyecan verici transferlerinden biri kesinlikle oydu.

İlk ciddi sınav Mersin İdman Yurdu deplasmanıydı ve Kara Kartal, en klasik tabirle maça fırtına gibi başladı. Henüz üç dakika geçmeden üç gol pozisyonu üretmişti. Tribündeki ve televizyon başındaki Beşiktaşlılar olarak daha maçın başında oyuna kilitlendik. Golün, hatta gollerin arka arkaya geleceği hissi vardı.

Beklentimiz uzun sürmeden karşılığını buldu. Dokuzuncu dakikada Cenk çok şık bir golle perdeyi açtı. Bu sezon gol krallığı yarışında onun adını sık sık duyabiliriz. Çünkü çevresinde serbest oynayabilen Quaresma, Gökhan ve Oğuzhan gibi üç oyuncu var. Bu üçlü rakip savunmanın çevresinde adeta örümcek ağı örüyor; aradan sıyrılıp işi bitirmek de Cenk'e kalıyor.

Rüya gibi.

Ev sahibi takımın hakkını da yememek gerekiyor. Mersin İdman Yurdu maça cesur başladı ve Beşiktaş'ın ardı arkası kesilmeyen hücumlarına kontrataklarla karşılık vermeye çalıştı. Bunun sonuç verebileceğinin işaretleri görülüyordu ve 20. dakikada Nakoulma'nın golüyle beraberliği yakaladılar. “Beşiktaş bu golü yememeliydi,” demek kolay ama adamlar kafalarındaki oyunu sahaya doğru yansıttılar ve sonunda karşılığını aldılar.

Geçen sezon bu tür gollerin ardından Kara Kartal'ın oyuna olan yoğunluğunun düştüğüne defalarca şahit olmuştuk. Bu kez öyle olmadı. Zaten Gökhan'la Quaresma'nın birlikte hücum ettiği bir takımın kolay kolay oyundan düşmesini beklemek de zor.

Mersin İdman Yurdu direndi ama ilk yarı bitmeden, 44. dakikada Cenk bir kez daha sahneye çıktı. Bu golde Oğuzhan'ın payı büyüktü. Beşiktaş'a ilk geldiği dönemde çok etkileyici bir futbol oynayan Oğuzhan'ın performansı daha sonra iniş çıkışlar yaşamıştı. Bu gece ise karşımızda daha olgun, ne yapmak istediğini daha iyi bilen bir Oğuzhan vardı. Gol pasını adeta yoktan var etti; işi bitirmek Cenk'e kaldı.

İkinci yarıda tempo biraz düştü. Quaresma'nın sakatlanarak oyundan çıkmasıyla ilk yarıdaki eğlence ve heyecan da bir miktar azaldı. Havanın oldukça sıcak olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Ama Cenk belli ki gecenin yıldızı olmaya karar vermişti. 68. dakikada üçüncü golünü Mersin İdman Yurdu ağlarına göndererek hat-trick yaptı. Daha sezonun ilk maçında üç gol... Başlangıç dediğin herhâlde böyle olur.

Olcay da bu gece fazlasıyla hırslıydı. Gerçi takımın neredeyse kesintisiz çalışan oyuncusundan böyle bir performans görmek artık şaşırtıcı değil. Adam makine gibi. Rakip oyuncuların kendisini faullerle durdurmasına gösterdiği tepki bile oyuna ne kadar yoğunlaştığını belli ediyordu. Bu hırsını bir de golle süsleyince keyfimiz iyice yerine geldi.

Tam arkamıza yaslanmış maçın tadını çıkarıyorduk ki Mersin İdman Yurdu'ndan bir Beşiktaş klasiği hâline gelmeye başlayan son dakikalar golünü yedik. Her şey bu kadar güzel giderken geçen sezondan kalan bazı alışkanlıkların yeniden ortaya çıkması insanın canını sıkmıyor değil.

Neyse ki son sözü yine Beşiktaş söyledi. Oyuna sonradan giren Kerim, müthiş bir şutla perdeyi kapattı ve Kara Kartal sezonun ilk maçını adı olan skorla tamamladı:

Beş.

Quaresma'yı sezonun en heyecan verici transferi olarak gördüğümü söylemiştim. Maçı anlatan spikerler aynı yakıştırmayı Gomez için yaptılar ama şimdilik fikrim değişmiş değil. Gomez'in çok kaliteli bir futbolcu olduğu ortada ve Beşiktaş formasıyla birçok gol atacağına inanıyorum. Bu maçın ikinci yarısında oyuna girdi ancak kendisini gösterecek fazla fırsat bulamadı. Bir sonraki maça artık.

Teknik direktör konusunda ise duygularım biraz karışık. Slaven Bilic'in gönderilmesine hâlâ üzülüyorum. Ona alışmıştık; takımla kurduğu bağı, saha kenarındaki heyecanını ve Beşiktaş'a duyduğu sevgiyi benimsemiştik. Ancak artık yeni bir dönem başladı ve takımın başında Şenol Güneş var.

Şenol Güneş, Türk futbolunda yıllardır saygı duyduğum isimlerden biri. Futbola yaklaşımı, deneyimi ve duruşuyla Beşiktaş'a yakışacağını düşünüyorum. Bilic'in gidişine üzülmem, yerine gelen teknik direktöre daha en başından mesafeli durmam gerektiği anlamına gelmiyor. Aksine, Beşiktaş'ın başında başarılı olması için kendisine bütün desteğimi vermek istiyorum. O da daha ilk maçında iştahlı, hücum eden ve beş gol atan bir takım izleterek başlangıcı fazlasıyla güzel yaptı.

Maçta beni etkileyen bir başka an da atılan gollerden birinin ardından futbolcularımızın tribünlere asker selamı vererek hayatını kaybeden askerleri anmasıydı. O günlerde ülkeden gelen acı haberlerin yarattığı atmosfer düşünüldüğünde, futbolcuların bu şekilde saygılarını göstermeleri benim için anlamlıydı.

Sezonun daha ilk maçı. Önümüzde uzun bir yol var ve tek bir galibiyet üzerinden büyük hükümler vermek için elbette çok erken. Ama insan gördüğü futbol karşısında heyecanlanmadan da edemiyor.

Yeni teknik direktör, yeni oyuncular, yeniden aramıza katılan Quaresma, hat-trick yapan Cenk ve sezonun ilk doksan dakikasında atılan beş gol...

Geçen sezon hayal kurmayı yeniden öğrenmiştik.

Bu sezon o hayallerin peşinden koşmaya hazır görünüyoruz.

Stadyum: Mersin Stadyumu

Hakemler: Bülent Yıldırım, Ekrem Kan, Asım Yusuf Öz, Bülent Gökçü (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Tosic, Atiba, Oğuzhan (Dk.74 Gomez), Gökhan, Olcay, Quaresma (Dk.46 Necip), Cenk T. (Dk.82 Kerim)

Yedekler: Günay, Necip, İsmail, Kerim, Serdar, Milosevic, Gomez

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Mersin İ.Y.: Mihaylov, Serkan, Vederson, Mitrovic, Sadiku, Khalili (Dk.83 Güven), Mehmet, OktayDk.70 Pedriel), Nakoulma, Tita (Dk.46 Halil), Welliton

Yedekler: Muammer, Halil, Nurulla, Enes, Güven, Pedriel, Futacs

Teknik Direktör: Mesut Bakkal

Goller: Cenk T. (Dk.9, 44, 68), Nakoulma (Dk.20, 89), Olcay (Dk.73), Kerim (Dk.90+)

Sarı Kartlar: Mehmet T. (Dk.37, 65), Oğuzhan (Dk.50), Vederson (Dk.73), Tolga (Dk.87)

Kırmızı Kart: Mehmet T. (Dk.65)