2013–2014 11 Ni̇san 2014
KONYASPOR
1—1
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, deplasmanda karşılaştığı Konyaspor karşısında kaybetmemesi gereken iki puanı son dakikada bırakarak ikincilik mücadelesinde önemli bir yara aldı. Bundan yalnızca bir ay önce, 9 Mart'ta Eskişehirspor'u 89. dakikada gelen golle mağlup etmiş ve rakibini İstanbul'dan üzgün göndermiştik. Bu kez aynı duygunun diğer tarafında biz vardık. 90+3'te gelen Konyaspor golüyle adeta yıkıldık.
Demek ki aynanın gerçekten de iki yüzü varmış.
Tribünde ya da televizyon başında formasını giyip Beşiktaş'a gönül veren herkes gibi biz de o son dakika golünün üzüntüsünü fazlasıyla yaşadık. Bilic'in saha kenarındaki hayal kırıklığını görmek ise işi daha da zorlaştırdı. Bir yandan üzülüyor, bir yandan da onun takımla birlikte böylesine yaşamasından gurur duyuyorum. Beşiktaş'ın başında böyle içten, böyle sahiplenen bir teknik direktör görmeyi ne kadar beklemişiz.
Maçın ilk yarısında Beşiktaş, ev sahibi takımı ciddi biçimde zorlayamadı. Oyun zaman zaman iddiası olmayan iki takımın mücadelesini andırıyordu. Konyaspor bulunduğu konum nedeniyle öncelikle kaybetmemeyi düşünüyor olabilir ama Beşiktaş'ın bu kadar tutuk başlaması herhâlde onlar için de sürpriz olmuştur.
İlk yarıda aklımda kalan iki pozisyon ise 22. ve 26. dakikalarda yaşandı. İlkinde Almeida'nın ceza sahası içerisinde yere indirilmesi, ikincisinde ise topun Konyasporlu oyuncunun eline temas etmesi bana penaltı ihtimalini düşündürdü. Hakem iki pozisyonda da oyunu devam ettirdi. Özellikle Almeida'nın maç boyunca çok sert bir savunmayla karşı karşıya kaldığını düşünüyorum. Neredeyse her top alışında fiziksel müdahaleye uğradı ve hakemin bu sertliğe yeterince sınır koymadığı izlenimine kapıldım. Saha kenarında Bilic'in buna gösterdiği tepki de zaten gözden kaçacak gibi değildi.
Tolga ise maçın en önemli isimlerinden biriydi. Kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla takımını oyunda tuttu. Konyaspor'un yakaladığı pozisyonlara bakınca skorun çok daha farklı bir yere gitmesini engellediğini rahatlıkla söyleyebilirim. 90+3'te gelen golde ise artık ondan da mucize beklemek haksızlık olurdu. Bir kaleciden tek başına takım olmasını isteyemeyiz.
Atiba yine her zamanki gibi güven vericiydi. Bazen düşünüyorum da onun gibi birkaç oyuncu daha olsa Beşiktaş'ın Avrupa'da çok daha ileri seviyelere çıkması hiç şaşırtıcı olmazdı. Oyunu sadeleştirmesi, doğru yerde durması ve neredeyse hiç gereksiz iş yapmaması takıma büyük denge kazandırıyor.
Dany'nin önceki maçlarda yaşadığı sıkıntılardan sonra daha derli toplu görünmesi sevindiriciydi. Franco ise hâlâ Beşiktaş'ın geleceğinde önemli bir yer edinebilecek genç bir oyuncu izlenimi veriyor. Teknik heyetin onun gelişimine yatırım yapmasını isterim. İsmail de uzun süren sakatlıkların ardından çalışma azmiyle yeniden takıma dönmeyi başardı. Düzenli oynadıkça çok daha iyi olacağına inanıyorum.
Jones da benim gözümde hâlâ değerli bir transfer. Belki çok gösterişli bir isim olarak gelmedi ama fizik gücü, çalışma isteği ve oyunun içinde kalma biçimiyle takıma önemli katkı sağlıyor. Zaman geçtikçe değerinin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.
Oğuzhan zaten golünü atarak kendisine verilen görevi yerine getirdi. Motta'nın gelecek sezon da Beşiktaş'ta kalmasını isterim; bu maçta da üzerine düşeni yaptı. Gökhan'ın 65. dakikada oyuna girmesi doğru bir hamleydi. Hücuma hareket getirmesi için sahaya sürüldü ve bunu başardı.
Veli'nin Beşiktaş'a gelişi büyük gürültü koparan bir transfer değildi ama bugün geldiği noktada takımın vazgeçilmezlerinden biri hâline geldi. Necip ilk dönemlerindeki kadar dikkat çekici görünmese de görev verildiğinde elinden geleni yapıyor. Zaman zaman forma istikrarını kaybetmesinin ritmini etkilediğini düşünüyorum.
Olcay için ise ne söylenebilir? Adam eskimeyen araba motoru gibi. Çalışıyor, koşuyor, mücadele ediyor ve bir şekilde oyunun içinde kalıyor.
Almeida da iyi bir golcü olmasının yanında oldukça duygusal bir futbolcu. Golünü bulamadıkça oyuna olan yoğunluğunun zaman zaman dağıldığını hissediyorum. Bu maçta da istediği sonucu alamadı.
Bir dahaki sefere Almeida. Biz senden memnunuz.
Şimdi bu kadar olumlu değerlendirmeden sonra insan doğal olarak soruyor: Peki nasıl oluyor da galibiyet çıkmıyor?
Çünkü futbol böyle bir oyun. Her iyi oynayan takım kazanacak diye bir kural yok. Beşiktaş ilk yarıda tutuktu, orası kesin. Fakat ikinci yarıda hücum gücünü artırdı, kaleyi defalarca yokladı ve sonunda golünü de buldu. Maçın büyük bölümünde galibiyete daha yakın olan taraf bizdik.
Ama 93. dakikada gelen golü kim kolay kolay çıkarabiliyor ki?
Bir ay önce Eskişehirspor karşısında aynı dakikaların sevincini biz yaşamıştık. Bu kez futbol hesabı tersinden kesti.
Olur böyle şeyler.
Üstelik önümüzde Fenerbahçe derbisi var. Eğer haftaya o maçı kazanırsak, bugün Konya'da bıraktığımız iki puanı hatırlayan kaç kişi kalır?
Derbiler bazen yalnızca üç puan getirmez.
Bir haftanın bütün hikâyesini de değiştirir.
Stadyum: Konya Atatürk.
Hakem: Çağatay Şahan.
Konyaspor: Itandje, Ali Turan, Selim, Vukovic, Mehmet Güven, Mehmet Uslu, MBamba (Dk. 79 Recep), Hleb, Djalma, Hasan Kabze, Gekas.
Teknik Direktör: Mesut Bakkal.
Beşiktaş: Tolga, Atiba, Dany, Franco, İsmail, Jones, Veli, Motta (Dk. 65 Gökhan), Oğuzhan (Dk. 71 Necip), Olcay, Almeida (Dk. 83 Mustafa)
Teknik Direktör: Slaven Bilic.
Goller: Dk. 69 Oğuzhan Özyakup (Beşiktaş), Dk. 90+3 Gekas (Konyaspor)
Sarı Kartlar: Vukovic, Hasan Kabze (Konyaspor), İsmail Köybaşı (Beşiktaş)
CEM AKYÜREK