2015–2016 04 Nisan 2016
KASIMPAŞASPOR
2—1
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, şampiyonluk yarışındaki tek rakibi Fenerbahçe'nin bir gün önce iki puan kaybetmesinin ardından eline geçen büyük fırsatı değerlendiremedi ve Kasımpaşaspor'a 2-1 mağlup oldu. Açılış paragrafını kısa tutacağım çünkü hemen konuya girmek istiyorum. Buyurun maça.
Efendim, önce birkaç istatistiğe bakalım. Kasımpaşaspor bir hafta önce Bursaspor deplasmanında dört gol yemiş ve ağır bir yenilgi almıştı. Beşiktaş ise Kasımpaşa deplasmanlarında tarih boyunca pek rahat edememiş, bildiğim kadarıyla burada yalnızca bir kez kazanabilmişti. Bu akşam da topa sahip olma oranında yüzde seksenlere yaklaşan bir Beşiktaş vardı.
Sevgili babamın dediği gibi, oynamış da ne olmuş? Haybeye oynamış.
Şampiyonluk yolunda böylesine kritik bir virajda arabaya takla attırırsan rakibine yeniden umut verirsin. Bir hafta sonra Vodafone Arena, Bursaspor karşılaşmasıyla açılacak. Yeni stadın takım üzerinde yaratacağı olumlu etkiyi şimdiden tahmin edebiliyorum ama insan yine de söylenmeden duramıyor: Kardeşim, yıllardır evinden uzaktasın ve artık o günlerin sonuna gelmişsin. Kazan yahu şunu. Gerçi fikstüre göre bu zaten bir deplasman maçı ama sen şampiyon olacaksın abicim, alıver şu maçı. Hem de öne geçmişsin. Nasıl yeniliyorsun, anlamıyorum ki?
Kadroya baktığımızda Quaresma'nın eksikliği fazlasıyla hissedildi. Otuz yaşını geçmiş bir futbolcu olmasına rağmen takım için öylesine değerli bir hâle geldi ki yokluğu hücum gücümüzü doğrudan etkiliyor. Gökhan'ın orta sahadaki eksikliği de hissedildi. Sol kanatta İsmail istediğimiz verimi sağlayamadı. Son iki sezonun en istikrarlı oyuncularından biri olan Olcay da kötü bir gece geçirdi. Uzun zamandır Kerim'in doksan dakika oynaması gerektiğini söylüyordum ama bu kez maça ilk on birde başlayan Kerim ne yazık ki beni haksız çıkardı.
Kasımpaşaspor ise çok iyi kapandı. Neredeyse her Beşiktaşlının başında iki rakip oyuncu vardı. Topun büyük bölümüne Beşiktaş sahip olmasına rağmen maçı kazanan taraf onlar oldu. Futbolun garip taraflarından biri de bu zaten; topun sende olması tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Onu doğru kullanamadıktan sonra yüzde seksen de sende kalsa sonuç değişmiyor.
Oysa sahadaki görüntüye bakınca insan çok daha farklı bir skor bekliyordu. Daha kaba bir ifadeyle, bu maçın beş olması gerekiyordu ama bizim yediğimiz iki golle sonuçlandı. Duygusal bir yaklaşım olduğunu biliyorum ama bazı geceler gerçekten topun bir takımı sevmediğine inanıyorum. Bu gece de top Beşiktaş'ı sevmedi.
Yenilginin gölgesinde kalan Sosa'nın golünü de unutmayalım. Gerçekten onun klasına yakışan güzel bir goldü. Kasımpaşaspor'un attığı goller için ise “Şanssız goller yedik” diyerek kendimi avutmayacağım. Kaleci elindeki topu kaçırır, top birine çarpıp yön değiştirir, o zaman şanssızlıktan söz edebilirsin. Burada öyle bir durum yoktu. Adamlar iki tane gayet güzel gol attılar ve maçı kazandılar. Rakibin hakkını teslim etmek gerekiyor.
İkinci yarıda gönlümden geçen, Mario oyundan çıkmadan Cenk'in de sahaya girmesiydi. Kasımpaşaspor'un ikinci golünden sonra bu isteğim iyice arttı. Şenol Güneş de bir süre sonra tam olarak bu hamleyi yaptı. Gol lazımdı ve iki santrforla oynamak mantıklı görünüyordu. İstediğim oldu olmasına ama dikiş bir türlü tutmadı.
Beşiktaş oynamadı demek istemiyorum. Takım oynadı ama oynadığı futbol sonuç almaya yetmedi. Zaten bu mağlubiyeti bu kadar can sıkıcı yapan da buydu. Fenerbahçe'nin puan kaybettiği bir haftada yakalanan fırsatı değerlendirmek gerekiyordu.
Şimdi Fenerbahçe bir maç eksiğiyle üç puan gerimizde. Galatasaray'la oynayacakları ertelenmiş derbi tamamlanmadan puan tablosunun nasıl şekilleneceği konusunda kesin konuşmak istemiyorum. Bildiğim tek şey, şampiyonluk yarışında elimizdeki önemli bir fırsatı bu gece kendi ellerimizle kaçırdığımız.
Beşiktaş bazen beni gerçekten çok şaşırtıyor. Maçın son beş dakikasında bile en azından beraberliği yakalayacağımıza inanıyordum. O ışık içimde hiç sönmedi ama olmadı kardeşim işte. Top da sevmedi, Beşiktaş da bu maçı rakibinden daha fazla istediğini sahaya yeterince yansıtamadı. Bir hafta önce Bursaspor'dan dört gol yiyen ve ligde belirgin bir hedefi bulunmayan Kasımpaşaspor çıktı, kendi oyununu oynadı ve üç puanı aldı götürdü.
Bazı maçlardan sonra Beşiktaş için “İşte şampiyon olacak takım” dediğim oldu. Bu gece ise ilk kez zihnime çok daha karanlık bir düşünce yerleşti: Acaba sezon sonunda dönüp baktığımızda “Şampiyonluğu burada bıraktık” diyeceğimiz maç bu mu olacak?
Umarım değildir.
Haftaya Vodafone Arena'yı açıyoruz. Yıllardır beklediğimiz eve dönüş nihayet gerçekleşecek. Kasımpaşaspor'dan iki gol yiyen Kara Kartal'ın, aynı rakibe bir hafta önce dört gol atan Bursaspor karşısında ne yapacağını gerçekten çok merak ediyorum.
Hakkımızda hayırlısı olsun. Daha fazla kendi kendime öfkelenmeden yazıyı burada bitireyim.
Stadyum: Kasımpaşa Stadyumu
Hakemler: Mete Kalkavan, Ceyhun Sesigüzel, Aleks Taşçıoğlu, Mehmet Cem Satman (4. Hakem)
Beşiktaş: Boyko, Beck, Marcelo, Necip, İsmail, Atiba (Dk.90 Mustafa), Oğuzhan, Kerim (Dk.46 Tolgay), Sosa, Olcay (Dk.57 Cenk), Gomez
Yedekler: Günay, Serdar, Alexis, Tosic, Tolgay, Mustafa, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Kasımpaşa: Ramazan, Veigneau, Titi, Omeruo, Popov, Scarione (Dk.84 Abdullah), Castro, Hakan, Âdem (Dk.79 Tunay), Del Valle (Dk.75 Koita), Eren
Yedekler: Isaksson, Bozhikov, Ferhat, Abdullah, Koita, Malki, Tunay
Teknik Direktör: Rıza Çalımbay
Goller: Sosa (Dk.28), Del Valle (Dk.29), Scarione (Dk.49)
Sarı Kartlar: Hakan (Dk.17), Oğuzhan (Dk.45+2), Marcelo (Dk.54), Popov (Dk.90+1),
CEM AKYÜREK