2015–2016 29 Şubat 2016
FENERBAHÇE
2—0
BEŞİKTAŞ
Beşiktaş, Kadıköy derbisinde Fenerbahçe'ye konuk oldu ve sahadan 2-0 mağlup ayrıldı. Hayatımda zamanın bu kadar hızlı geçtiğini hissettiğim maçlardan biriydi. Özellikle ilk yarı göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Şimdi biraz maça bakalım.
Fenerbahçe karşılaşmaya fırtına gibi başladı. Öyle bir fırtına ki daha üçüncü dakikada golü buldular. Sol kanattan yapılan ortada Volkan topun gelişine çok güzel vurdu. Daha doğrusu top ayağına kusursuz oturdu. Bunu Beşiktaşlı olduğum için söylediğimi düşünebilirsiniz ama o anda içimden, “Volkan bu topa elli defa vursa herhâlde ancak bir tanesi böyle giderdi,” diye geçirdim. Ne yazık ki o bir tanesi de bize denk geldi.
Golden sonra zaten hızlı başlayan Fenerbahçe temposunu daha da yükseltti. Beşiktaş top çevirmekte zorlanmaya, zaman zaman kendi yarı sahasından çıkamamaya başladı. Önce içimden bir “Eyvah” geçti ama ardından ev sahibi takımın bu tempoyu doksan dakika sürdüremeyeceğini düşündüm. Gerçekten de uzun zamandır herhangi bir takımda görmediğim kadar iştahlı ve yoğun bir başlangıç yapmışlardı.
Beşiktaş ise taktik bir tercih olmaktan çok mecburiyetten uzun toplarla çıkmaya başladı. Bunlar gol getirmedi ama birkaç tehlikeli hücuma dönüşerek takımın biraz olsun nefes almasını sağladı. Ben “Ne zaman yorulacak bunlar?” diye beklerken ilk yarı birden bitiverdi.
İkinci yarıda Beşiktaş, belli ki Şenol Güneş'in talimatıyla daha sakin oynamaya ve topa daha fazla sahip olmaya çalıştı. İlk yarıda büyük enerji harcayan Fenerbahçe de temposunu düşürünce oyun biraz daha dengelendi. Bir pozisyonda topumuz direkten döndü ve beraberliğe oldukça yaklaştık.
Buna karşılık kanatlardan geliştirdiğimiz bazı hücumlarda oyuncularımız bire bir mücadelelere gereğinden fazla güvenerek girdiler. Derbide olduğumuzu ve karşımızda sıradan bir lig savunması bulunmadığını zaman zaman unutuyor gibiydik. Topu rakibin arasından geçirmeye çalışırken adeta duvara çarpıp geri döndük.
Quaresma yine elinden geleni yaptı ancak maça son derece iyi yoğunlaşmış Fenerbahçe savunmasını aşmakta o da zorlandı. Buna rağmen o kendine özgü vuruşlarıyla birkaç tehlikeli orta göndermeyi başardı.
Şenol Güneş'in oyuncu değişikliklerini ise bu kez geç yaptığını düşünüyorum. Cenk ancak 80. dakikada oyuna girdi. Gol bulmakta zaten zorlandığımız bir karşılaşmada daha erken sahaya sürülse belki savunmanın arasından sıyrılabilecek bir pozisyon yakalayabilir ve beraberlik için bize başka bir seçenek sunabilirdi.
Beklediğim şey yaklaşık 70. dakikada gerçekleşti ve Fenerbahçe'nin temposu belirgin biçimde düştü. İlk yarıda harcadıkları enerjinin ardından bunun yaşanması şaşırtıcı değildi. Bu bölümde fauller sonrasında oyunun sık sık durması beni sinirlendirdi. Hakemin kaybolan sürenin önemli bölümünü karşılaşmanın sonuna eklemesi ise beklemediğim ama doğru bulduğum bir karardı; maç beş dakika uzatıldı.
Açıkçası bu karşılaşmadan yenilgi beklemiyordum. Aklımdaki ilk sonuç gollü bir beraberlik, ikinci ihtimal ise Beşiktaş'ın tek farklı galibiyetiydi. Maçın bir bölümünde beraberliği yakalayacağımıza da gerçekten inandım.
Ancak 82. dakikada Beşiktaş savunması beklenmedik biçimde kontrolsüz yakalandı ve Fenerbahçe ikinci golünü attı. Özellikle bu gole çok üzüldüm çünkü savunmamızın böyle yakalanmasını Beşiktaş'a hiç yakıştıramadım.
Fenerbahçe'nin galibiyeti hak ettiğini söylemekten geri durmayacağım. Maça bizden çok daha iyi başladılar, ilk yarıda oyunu büyük ölçüde kontrol ettiler ve buldukları avantajı değerlendirdiler. Buna karşılık Beşiktaş'ın da özellikle ikinci yarıdaki oyunuyla maça ortak olabilecek fırsatları yakaladığını düşünüyorum. Bu yüzden 2-0'lık skor bana sahadaki mücadelenin tamamını anlatmıyor.
Bu sezon neredeyse fırsat bulduğum her yazıda spor medyasının övgülerinden yola çıkarak “Muhteşem Fenerbahçe” diye rakibimize takıldım. Bu kez cevabı sahada verdiler: iki gol attılar ve bizi mağlup ettiler. Yapacak bir şey yok. Futbol biraz da böyle bir şey. Rakibinle uğraşırsın, sonra bir gün gelir o da seni susturur.
Böylece iki takım şampiyonluk yarışında yeniden burun buruna geldi. Beşiktaş'ın hâlâ eksik bir maçı bulunduğu için puan tablosunu yalnız o gecenin sıralaması üzerinden değerlendirmek bana doğru gelmiyor. Buna rağmen maç sonrasındaki yayının Fenerbahçe'nin liderliğini öne çıkararak başlaması, aylardır aynı konuda söylendiğim için, yenilginin üzerine ayrıca sinirimi bozdu.
Ben de televizyonu kapattım.
Hatta fişini çektim.
Maç yazısını da bitirdiğime göre bu fasıl burada kapansın. Şimdi önümüzdeki haftalara bakacağız.
Stadyum: Fenerbahçe Stadyumu
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun, Serkan Ok(4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Alexis, Marcelo, İsmail, Atiba, Oğuzhan (Dk.83 Cenk), Quaresma, Sosa, Olcay (Dk.46 Gökhan), Gomez
Yedekler: Boyko, Serdar, Necip, Tosic, Tolgay, Gökhan, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Fenerbahçe: Volkan, Gökhan, Alves, Kjaer, Caner, Josef, Mehmet, Diego(Dk.61 Ozan), Alper (Dk.61 Nani), Volkan Şen (Dk.77 Hasan), Van Persie
Yedekler: Fabiano, Kadlec, Şener, Hasan, Ozan, Nani, Fernandao
Teknik Direktör: Vitor Pereira
Goller: Volkan Şen (Dk.3), Nani (Dk.82)
Sarı Kartlar: Alves (Dk.11), Caner (Dk.20), Quaresma (Dk.20), Volkan Ş. (Dk.66), Sosa (Dk.66), Nani (Dk.79)
CEM AKYÜREK