2015–2016 15 Mayıs 2016
BEŞİKTAŞ
3—1
OSMANLISPOR
Kara Kartal, ligin bitimine bir hafta kala Vodafone Arena'da ağırladığı Osmanlıspor'u 3-1 mağlup ederek şampiyon oldu. Sezonun neredeyse tamamını inşaat hâlindeki yeni stadından uzakta geçiren Beşiktaş, Vodafone Arena'da yalnızca üç lig maçı oynayabilmiş olmasına rağmen kupaya ulaşmayı başardı.
Bizimkisi gerçekten de bir aşk hikâyesi. İnanın, son şampiyonluğun üzerinden yedi sene geçtiğini fark etmedim bile. Çünkü biz bu takımı yalnızca şampiyon olduğu zaman sevmiyoruz. Her şartta maçlarını izliyor, seviniyor, kızıyor, üzülüyor ve bir sonraki karşılaşmada yine ekranın karşısındaki yerimizi alıyoruz. Ben şahsen şampiyonluğu beş hafta önce kaybetmiş olsak bile kalan maçları aynı heyecanla izlerdim. Böyle bir bağlılığın üzerine bir de şampiyonluk gelince yaşanan mutluluğu siz düşünün.
Üstelik bu şampiyonluğu benim için daha değerli yapan başka bir şey daha var: Beşiktaş bunu çok güzel futbol oynayarak başardı. Sezon boyunca takımın hücum organizasyonlarını izlemek büyük keyif verdi. Hatta bir internet sitesinde “Beşiktaş'ta Barcelona esintileri” başlığıyla hazırlanmış, Kara Kartal'ın gol yollarındaki paslaşmalarını gösteren bir video bile izledim. Elbette her takımın kendi kimliği vardır ama böyle bir benzetmenin yapılması bile Beşiktaş'ın oynadığı futbolun ne kadar dikkat çektiğini gösteriyor.
Ben bu başarının Slaven Bilic döneminde başlayan ve Şenol Güneş'le devam eden yapılanmanın bir sonucu olduğuna inanıyorum. Bilic'in ayrılmasının ardından dengelerin bozulacağından uzun süre endişe etmiştim. Fakat yönetimin Şenol Güneş tercihiyle ne kadar doğru bir karar verdiği bugün çok daha açık görünüyor. Şenol Hoca yalnızca başarılı sonuçlar almakla kalmadı, elindeki kadronun hücum gücünü de başka bir seviyeye taşıdı. Osmanlıspor maçının ardından kendisine uzatılan mikrofonlara belki de jübilesini Beşiktaş'ta yapabileceğini söylemesi ayrıca hoşuma gitti. Eğer gerçekten uzun yıllar sürecek bir birliktelik kurulabilirse, bunun Beşiktaş'a önemli bir istikrar kazandıracağına inanıyorum.
İki takım sahaya çıktığında Beşiktaş'ın kazanacağı konusunda içimde büyük bir güven vardı. Buna rağmen Osmanlıspor'un kolay teslim olacağını düşünmüyordum; sonuçta karşımızda on maçtır yenilmeyen, oldukça formda bir takım vardı. Beşiktaş böyle bir rakibe üç gol atarak şampiyonluğu bu hafta bitirmeye ne kadar kararlı olduğunu daha ilk dakikalardan gösterdi.
Aynı saatlerde Fenerbahçe de Gençlerbirliği'yle oynuyordu ve kendi maçını 2-1 kazandı. Fakat artık başka sahadan gelecek sonucun bir önemi yoktu. Beşiktaş kendi işini kendisi bitirmişti.
Quaresma gece boyunca tribünlerden büyük sevgi gördü. O da bu sevgiye kendine özgü vuruşlarından biriyle karşılık vermeye çalıştı ancak top üst direkten döndü. Mario Gomez bir gol daha atarak muhteşem sezonunu sürdürdü. Tolga kritik birkaç pozisyondaki kurtarışlarıyla galibiyette önemli rol oynadı. Gökhan son dönemdeki yüksek performansının biraz altında kaldı ama sonuçta bu adamlar robot değil; bir sezon boyunca aynı seviyede kalmalarını beklemek haksızlık olur.
Gecenin en güzel sürprizlerinden biri ise daha önce Beşiktaş formasıyla gol atamamış olan Marcelo'nun iki kez ağları bulmasıydı. Bir savunma oyuncusunun ilk Beşiktaş gollerini şampiyonluğun ilan edildiği maçta atması herhâlde onun için de unutulmayacak bir hatıra olacaktır. Marcelo adına güzel bir anı, Beşiktaş adına ise şampiyonluğa uzanan iki gol.
Zorlu bir sezon geçirdik. Süper Lig'de, Türkiye Kupası'nda ve Avrupa'da mücadele ettik. Kimi zaman sevindik, kimi zaman hayal kırıklığı yaşadık. Fenerbahçe deplasmanındaki mağlubiyetin ve hemen ardından gelen Türkiye Kupası vedasının ardından endişeye kapıldığımız günler oldu. Kasımpaşa yenilgisinden sonra şampiyonluğun elimizden kayıp gidebileceğini bile düşündük. Ama Beşiktaş her defasında yeniden ayağa kalktı.
Bütün bunların sonunda, iki buçuk yıl boyunca evinden uzakta yaşayan Kara Kartal yeni yuvasına döndü ve Vodafone Arena'daki üçüncü lig maçında şampiyonluğunu ilan etti.
O sene bu sene dedik.
Gerçekten de o sene bu seneymiş.
Bu şampiyonlukla üçüncü yıldıza da yalnızca bir adım kaldı. Bu uzun yolculukta emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Her zaman, her yerde en büyük Beşiktaş.
Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Cüneyt Çakır, Orkun Aktaş, Alpaslan Dedeş
Beşiktaş: Tolga, İsmail, Tosic, Marcelo, Beck, Atiba, Oğuzhan 8Dk. 75 Necip), Quaresma, Gökhan Töre (Dk. 66 Kerim Frei), Sosa, Mario Gomez
Osmanlıspor: Ahmet, Pintos, Szukala, Uğur, Muhammed, Musa, Mehmet (Dk. 54 Erdal), Lawal, Ndiaye, Delarge (Dk. 54 Torje), Rusescu (Dk. 62 Webo)
Goller: Dk. 21 ve 24 Marcelo, Dk. 48 Mario Gomez (Beşiktaş), Dk. 74 Webo (Osmanlıspor)
Sarı Kartlar: Rusescu (Osmanlıspor)
CEM AKYÜREK